DJI Osmo Pocket 4P Tanıtıldı: Çift Kamera Devri Başlıyor!
DJI, vloggerlar için tasarladığı yeni kompakt gimbal kamerası Osmo Pocket 4P'yi çift kamera sistemiyle duyurdu. Cihaz, 1 inç ana sensöre eklenen tele lens ve gelişmiş yapay zeka özellikleriyle profesyonel içerik üretimini herkes için erişilebilir kılmayı hedefliyor.
DJI, vloggerlar ve içerik üreticileri tarafından merakla beklenen yeni nesil kompakt gimbal kamerası Osmo Pocket 4P modelini resmi olarak duyurdu. Serinin önceki modellerinden farklı olarak 'Pro' takısını simgeleyen 'P' ibaresiyle gelen bu yeni cihaz, kompakt yapısını korurken bünyesinde barındırdığı çift kamera sistemiyle sektörde taşları yerinden oynatıyor. 1 inçlik ana sensöre eklenen tele foto lens, mobil video çekiminde yeni bir dönemi başlatıyor.
Osmo Pocket 4P'nin en dikkat çekici özelliği, 20 mm f/2.0 ana kamera ve 80 mm f/2.8 telefoto kameradan oluşan ikili kamera yapısı. Ana sensör 1 inç boyutunda ve 4K 120 fps video kaydı yapabiliyor. Telefoto lens ise 3x optik zoom sunarak uzaktaki nesneleri net bir şekilde kadraja almayı mümkün kılıyor. Her iki kamerada da 10 bit renk derinliği ve D-Log M profil desteği bulunuyor, böylece renk düzeltme işlemleri daha esnek hale geliyor.
Gelişmiş gimbal sistemi, üç eksenli mekanik stabilizasyonu korurken yapay zeka destekli takip algoritmalarıyla donatılmış. AktifTrack 6.0 teknolojisi, hareket halindeki nesneleri daha hızlı ve doğru şekilde takip ediyor. Ayrıca cihaz, 4K çözünürlükte 120 fps yüksek kare hızı çekimi destekliyor; bu da ağır çekim videolar için ideal. Gece çekimlerinde ise yapay zeka gürültü azaltma sayesinde daha temiz görüntüler elde edilebiliyor.
DJI, bu modelle özellikle YouTube, TikTok ve Instagram gibi platformlarda içerik üreten kullanıcıları hedefliyor. Önceki Osmo Pocket modelleri tek kamerayla sınırlıyken, 4P'nin çift kamera sistemi sayesinde kullanıcılar geniş açılı çekimden portre moduna geçişi fiziksel lens değiştirmeden yapabiliyor. Bu da vlog çekimlerinde büyük kolaylık sağlıyor. Cihazın ağırlığı sadece 200 gram ve cebe sığacak boyutlarıyla taşınabilirlik konusunda rakiplerini geride bırakıyor.
Pil ömrü konusunda da iyileştirmeler yapılmış; 4P, tek şarjla 4K 60 fps çekimde 140 dakika dayanabiliyor. Hızlı şarj desteği sayesinde 20 dakikada %80 doluma ulaşmak mümkün. Depolama tarafında microSD kart yuvası bulunurken, dahili 512 GB depolama seçeneği de sunuluyor. Kablosuz bağlantı için Wi-Fi 6 ve Bluetooth 5.2 destekleniyor, böylece DJI Mimo uygulamasıyla kesintisiz aktarım sağlanıyor.
Fiyatlandırma henüz resmi olarak açıklanmamış olsa da, sızıntılar 4P'nin 650-700 dolar bandında olacağını gösteriyor. Satışa ilk olarak Çin ve ABD'de çıkması beklenen cihazın, Avrupa ve diğer pazarlara birkaç ay içinde ulaşması planlanıyor. DJI ayrıca, cihazla uyumlu yeni bir aksesuar kiti de duyuracak; bu kit arasında harici mikrofon, ND filtreler ve genişletilmiş pil tutacağı yer alıyor.
Henüz netleşmeyen bazı noktalar var: Telefoto kameranın sensör boyutu ve diyafram değeri tam olarak açıklanmadı, ayrıca cihazın su geçirmezlik derecesi hakkında bilgi verilmedi. DJI'nin ilerleyen haftalarda bu detayları paylaşması bekleniyor. Osmo Pocket 4P, kompakt gimbal kamera pazarında çift kamera konseptiyle bir ilk olurken, rakiplerin de benzer hamleler yapması muhtemel görünüyor.
GoPro Savunma Sektörüne Yöneliyor: Satış Gündemde
Aksiyon kamerası üreticisi GoPro, savunma uygulamalarına yönelerek olası bir satışı değerlendiriyor. Bu hamle, birçok teknoloji şirketinin izlediği yola benzer şekilde, şirketin yeni büyüme alanları arayışını yansıtıyor.
Aksiyon kameralarıyla tanınan GoPro, savunma sektörüne açılım yapmayı planlıyor. Şirket, birçok teknoloji firması gibi askeri ve güvenlik uygulamalarına yönelik ürün geliştirme fırsatlarını araştırıyor. Bu stratejik hamle, aynı zamanda GoPro'nun olası bir satışını da gündeme getirdi. Kaynaklara göre şirket, potansiyel alıcılarla görüşmelere başlamış durumda.
GoPro'nun savunma alanına ilgisi, mevcut ürün yelpazesindeki dayanıklılık ve kompakt tasarım özelliklerinin askeri kullanım senaryolarına uyarlanmasıyla başlayabilir. Şirketin kameraları, zorlu koşullara dayanıklılığı ve yüksek kaliteli video kaydıyla biliniyor. Bu özellikler, keşif, eğitim ve lojistik gibi askeri operasyonlarda değerli olabilir.
Pandemi sonrası tüketici elektroniği talebindeki dalgalanmalar, GoPro'yu yeni pazarlar aramaya itti. Şirketin gelirleri, aksiyon kamerası pazarının olgunlaşmasıyla birlikte son yıllarda durgunluk gösterdi. Savunma sözleşmeleri, daha istikrarlı ve yüksek marjlı bir gelir kaynağı sağlayabilir. Benzer şekilde, DJI gibi drone üreticileri de ticari ve askeri alanlara yönelerek büyümelerini sürdürdü.
GoPro'nun savunma sektörüne geçişi, şirketin mevcut teknolojisini yeniden konumlandırmasını gerektirecek. Örneğin, termal görüntüleme, düşük ışık performansı ve şifreli veri iletimi gibi özellikler eklenebilir. Ayrıca, ABD Savunma Bakanlığı gibi kurumların tedarik süreçlerine uyum sağlamak için sertifikasyon ve güvenlik protokollerine yatırım yapılması gerekecek.
Potansiyel bir satış, GoPro'nun savunma odaklı dönüşümünü hızlandırabilir. Şirket, özel sermaye fonlarından büyük savunma yüklenicilerine kadar çeşitli alıcılarla görüşüyor. Ancak, herhangi bir anlaşmanın henüz kesinleşmediği belirtiliyor. GoPro'nun hisseleri, bu haberlerin ardından piyasalarda hareketlilik yaşadı.
Kullanıcılar açısından, GoPro'nun savunmaya yönelmesi, tüketici ürünlerinde yeniliklerin azalması anlamına gelebilir. Ancak şirket, mevcut kamera serilerini desteklemeye devam edeceğini ve yeni modeller çıkaracağını açıkladı. Askeri versiyonların, sivil modellere kıyasla daha yüksek fiyat etiketine sahip olması bekleniyor.
GoPro'nun bu hamlesi, teknoloji şirketlerinin savunma sözleşmelerine artan ilgisinin bir parçası. Yapay zeka, otonom sistemler ve sensör teknolojilerindeki gelişmeler, bu alanı cazip kılıyor. Önümüzdeki dönemde GoPro'nun savunma portföyünü genişletmesi ve potansiyel bir satışla yeni bir bölüme geçmesi bekleniyor. Şirketin bu stratejisinin ne kadar başarılı olacağı ise zamanla netleşecek.
Cisco, Yapay Zeka Odaklı Dönüşüm İçin 4 Bin Çalışanını İşten Çıkarıyor
Cisco, yapay zeka ve siber güvenlik alanlarına ağırlık vermek amacıyla 4 bin çalışanını işten çıkaracağını duyurdu. Bu adım, şirketin portföyünü yeniden yapılandırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Cisco, yapay zeka ve siber güvenlik gibi yüksek büyüme potansiyeli olan alanlara odaklanmak için küresel iş gücünde yaklaşık 4 bin kişiyi işten çıkaracağını açıkladı. Bu karar, şirketin toplam çalışan sayısının yaklaşık yüzde 5'ine denk geliyor. Cisco CEO'su Chuck Robbins, yapılan açıklamada, bu yeniden yapılanmanın şirketin uzun vadeli stratejik hedefleri doğrultusunda kaynaklarını daha verimli kullanmasını sağlayacağını belirtti.
İşten çıkarmalar, özellikle düşük büyüme gösteren iş birimlerini etkileyecek. Cisco, bu adımla birlikte yapay zeka tabanlı ağ yönetimi, siber güvenlik çözümleri ve bulut hizmetlerine daha fazla yatırım yapmayı planlıyor. Şirket, son dönemde yapay zeka destekli ağ analitiği ve güvenlik ürünlerine olan talebin arttığını gözlemlediğini ifade etti.
Bu hamle, teknoloji sektöründe yapay zeka odaklı dönüşümün bir parçası olarak dikkat çekiyor. Geçtiğimiz hafta General Motors da benzer bir gerekçeyle BT çalışanlarının yüzde 10'undan fazlasını işten çıkardığını duyurmuştu. Cisco'nun bu kararı, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımları için geleneksel iş rollerini azalttığı bir trendin devamı niteliğinde.
Cisco, 2024 mali yılında elde ettiği 51,6 milyar dolarlık gelirin ardından, yapay zeka ve siber güvenlik alanlarındaki büyümenin şirketin gelecekteki gelirlerine önemli katkı sağlayacağını öngörüyor. Şirket, bu alanlarda Ar-Ge harcamalarını artırmayı ve stratejik satın almalar yapmayı planlıyor.
İşten çıkarmaların, Cisco'nun dünya genelindeki ofislerini etkilemesi bekleniyor. Şirket, etkilenen çalışanlara kıdem tazminatı ve kariyer danışmanlığı gibi destek hizmetleri sunacağını açıkladı. Cisco, bu sürecin 2025 mali yılının ilk çeyreğinde tamamlanmasını hedefliyor.
Cisco'nun bu kararı, teknoloji sektöründe yapay zeka odaklı dönüşümün hız kazandığı bir dönemde alındı. Şirketin yeni stratejisi, yapay zeka ve siber güvenlik alanlarında daha rekabetçi olmasını sağlayacak olsa da, işten çıkarmaların sektördeki diğer şirketler için de bir örnek teşkil edebileceği düşünülüyor. Önümüzdeki dönemde Cisco'nun yapay zeka yatırımlarının somut sonuçlarını görmek mümkün olacak.
TEKNOFEST Gölcük'te Mavi Vatan Temasıyla Deniz Teknolojilerini Vitrine Çıkarıyor
TEKNOFEST, 20-23 Ağustos'ta Gölcük Tersanesi'nde Mavi Vatan temasıyla düzenleniyor. Etkinlikte insansız deniz araçları ve su altı sistemleri gibi yerli teknolojiler sergilenecek.
Türkiye'nin milli teknoloji serüveni, gökyüzündeki başarısını derin sulara taşımaya devam ediyor. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla dünyanın en büyük teknoloji festivali haline gelen TEKNOFEST, bu yıl "Mavi Vatan" temasıyla denizcilik ve savunma sanayisi meraklılarını Kocaeli'de bir araya getiriyor. 20-23 Ağustos tarihleri arasında Gölcük Tersanesi Komutanlığı ev sahipliğinde düzenlenecek olan etkinlik, insansız deniz araçlarından su altı sistemlerine kadar geniş bir yelpazede yerli teknolojileri vitrine çıkaracak.
Festival kapsamında ziyaretçiler, Türkiye'nin önde gelen savunma firmaları ve araştırma kurumları tarafından geliştirilen son teknoloji ürünleri yakından inceleme fırsatı bulacak. Özellikle insansız su üstü ve su altı araçları, otonom navigasyon sistemleri ve denizaltı haberleşme teknolojileri ön plana çıkıyor. Ayrıca, denizcilik alanında yapay zeka ve makine öğrenimi uygulamaları da sergilenecek.
Etkinlikte ayrıca çeşitli yarışmalar düzenlenecek. Katılımcılar, insansız deniz aracı tasarımı, su altı görüntüleme sistemleri ve denizde arama kurtarma teknolojileri gibi kategorilerde yeteneklerini sergileyecek. Bu yarışmalar, genç mühendisler ve girişimciler için önemli bir platform oluştururken, yerli teknolojilerin gelişimine de katkı sağlayacak.
TEKNOFEST Gölcük, aynı zamanda savunma sanayisindeki son gelişmeleri de gözler önüne serecek. Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN ve insansız hava araçları gibi hava platformlarının yanı sıra, denizaltı ve savaş gemisi projeleri de tanıtılacak. Bu kapsamda, MİLGEM projesi kapsamında inşa edilen korvetler ve yerli torpido sistemleri gibi kritik savunma ekipmanları sergilenecek.
Ziyaretçiler, festival boyunca denizcilik teknolojileri üzerine düzenlenecek panellere ve atölye çalışmalarına katılabilecek. Uzman konuşmacılar, mavi vatan kavramı, deniz güvenliği ve sürdürülebilir denizcilik gibi konularda bilgi paylaşacak. Ayrıca, gençler için robotik ve kodlama atölyeleri de düzenlenecek.
Etkinlik, Kocaeli ve çevre illerden yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Gölcük Tersanesi'nin tarihi atmosferinde gerçekleşecek festival, hem teknoloji meraklıları hem de aileler için keyifli bir deneyim sunmayı hedefliyor. Girişin ücretsiz olduğu etkinlikte, katılımcılar yerli teknolojilerin yanı sıra denizcilik kültürüne de yakından tanıklık edecek.
TEKNOFEST Gölcük, Türkiye'nin denizcilik alanındaki teknolojik başarılarını sergilemesi açısından büyük önem taşıyor. Önümüzdeki yıllarda bu tür etkinliklerin artarak devam etmesi ve Mavi Vatan vizyonunun daha da güçlenmesi bekleniyor. Festival, yerli teknolojilerin uluslararası alanda tanıtımına da katkı sağlayacak.
Windows 11'de Mavi Ekran Kabusu Bitiyor: Microsoft Bulut Tabanlı Sürücü Kurtarma Özelliğini Duyurdu
Microsoft, Windows 11 için geliştirdiği Bulut Tabanlı Sürücü Kurtarma (CIDR) özelliğiyle hatalı sürücü güncellemelerinin yol açtığı sistem çökmelerine son vermeyi hedefliyor. Bu yenilik, Windows Update üzerinden yüklenen sürücülerde sorun tespit edildiğinde otomatik olarak devreye giriyor.
Windows kullanıcılarının yıllardır en büyük korkulu rüyası olan hatalı sürücü güncellemeleri ve bunun sonucunda oluşan sistem çökmeleri artık tarihe karışıyor. Microsoft, Windows 11 işletim sistemi için geliştirdiği ve 'Bulut Tabanlı Sürücü Kurtarma' (Cloud-Initiated Driver Recovery – CIDR) olarak adlandırılan devrim niteliğindeki yeni özelliğini duyurdu. Bu sistem, Windows Update üzerinden yüklenen sürücülerde bir hata tespit edildiğinde otomatik olarak devreye giriyor ve kullanıcıyı mavi ekran kabusundan kurtarıyor.
CIDR, temel olarak sürücü güncellemesi sonrası sistemin açılmaması veya kararsız hale gelmesi durumunda, bilgisayarın güvenli bir ortamda yeniden başlatılarak sorunlu sürücünün bir önceki kararlı sürüme döndürülmesini sağlıyor. Bu işlem, Windows kurtarma ortamı (WinRE) üzerinden gerçekleştiriliyor ve kullanıcının herhangi bir müdahalesine gerek kalmadan tamamen otomatik olarak yürütülüyor. Microsoft, bu özelliğin özellikle kritik sistem güncellemelerinde büyük bir güvenlik ağı oluşturacağını belirtiyor.
Özelliğin çalışma prensibi oldukça basit: Windows Update bir sürücü güncellemesi yayınladığında, bu güncelleme öncelikle cihazda test ediliyor. Eğer güncelleme sonrası sistem açılamaz hale gelir veya kritik hatalar oluşursa, CIDR devreye giriyor. Bilgisayar otomatik olarak WinRE'ye geçiyor ve sorunlu sürücüyü kaldırarak bir önceki çalışan sürüme geri dönüyor. Bu işlem sırasında kullanıcıya yalnızca bir bildirim gönderiliyor ve sürecin tamamlandığı bilgisi veriliyor.
Microsoft'un bu hamlesi, özellikle 2024 yılında CrowdStrike güncellemesinin neden olduğu küresel BT kesintisinin ardından daha da anlam kazandı. O dönemde hatalı bir güvenlik yazılımı güncellemesi milyonlarca Windows cihazını etkilemiş ve büyük bir kaosa yol açmıştı. CIDR, benzer durumlarda sistemlerin hızla toparlanmasını sağlayarak hem bireysel kullanıcıların hem de kurumsal müşterilerin iş sürekliliğini korumayı hedefliyor.
Yeni özellik, şimdilik yalnızca Windows 11 24H2 sürümünde ve belirli donanım kombinasyonlarında kullanılabilecek. Microsoft, CIDR'ın ilk etapta yalnızca Windows Update üzerinden dağıtılan sürücüler için geçerli olacağını, üçüncü taraf yazılımlar veya manuel olarak yüklenen sürücüler için bu kurtarma mekanizmasının çalışmayacağını açıkladı. Bununla birlikte, şirket gelecekte bu desteği genişletmeyi planlıyor.
Kullanıcılar için en büyük avantaj, CIDR sayesinde artık mavi ekran hatasıyla karşılaştıklarında paniğe kapılmak zorunda kalmamaları. Sistem kendi kendini onarabilecek ve çoğu durumda kullanıcı herhangi bir şey yapmadan bilgisayarını normal şekilde kullanmaya devam edebilecek. Bu özellik, özellikle teknik bilgisi sınırlı olan kullanıcılar için büyük bir kolaylık sağlayacak.
Microsoft, CIDR özelliğini Windows 11'in gelecekteki güncellemeleriyle birlikte kademeli olarak kullanıma sunmayı planlıyor. Şirket, bu özelliğin yanı sıra Windows 11'in güvenilirliğini artırmak için başka yenilikler de üzerinde çalışıyor. Ancak CIDR'ın ne zaman tüm kullanıcılara açılacağına dair net bir tarih verilmiş değil. Yine de bu gelişme, Windows ekosisteminde sürücü yönetimi konusunda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.





