Yapay zeka veri merkezleri için soğutma teknolojileri geliştiren Iceotope, 26 milyon dolar yatırım aldı
İngiltere merkezli Iceotope, yapay zeka veri merkezleri için geliştirdiği soğutma teknolojileri ile 26 milyon dolarlık Seri B yatırım turunu tamamladı. Yatırım, Two Seas Capital ve Barclays Climate Ventures liderliğinde gerçekleşti.
Yapay zeka veri merkezleri için soğutma teknolojileri geliştiren İngiltere merkezli Iceotope, 26 milyon dolarlık Seri B yatırım turunu tamamladı. Yatırım turuna Two Seas Capital ve Barclays Climate Ventures liderlik etti. Şirket, bu yatırımla birlikte sıvı soğutma çözümlerini daha da ileriye taşımayı ve küresel ölçekte büyümeyi hedefliyor.
Iceotope'un geliştirdiği sıvı soğutma teknolojisi, geleneksel hava soğutma sistemlerine kıyasla çok daha verimli bir ısı yönetimi sunuyor. Özellikle yapay zeka ve yüksek performanslı hesaplama (HPC) gibi yoğun iş yükleri altında çalışan sunucular, aşırı ısınma sorunuyla karşı karşıya kalıyor. Iceotope'un çözümü, sunucu bileşenlerini doğrudan dielektrik sıvıya daldırarak ısıyı etkin bir şekilde uzaklaştırıyor ve enerji tüketimini önemli ölçüde azaltıyor.
Şirketin teknolojisi, veri merkezlerinde yüzde 40'a varan enerji tasarrufu sağlarken, aynı zamanda su kullanımını da minimize ediyor. Bu özellik, özellikle su kıtlığı yaşanan bölgelerdeki veri merkezleri için büyük bir avantaj oluşturuyor. Iceotope, bu teknoloji sayesinde yapay zeka modellerinin eğitimi ve çalıştırılması sırasında ortaya çıkan yüksek ısıyı daha sürdürülebilir bir şekilde yönetmeyi vaat ediyor.
Yatırım turu, Iceotope'un mevcut yatırımcıları arasında yer alan Mirova ve Sustainable Development Capital LLP'nin de katılımıyla gerçekleşti. Şirket, bugüne kadar toplamda 80 milyon doların üzerinde yatırım almış durumda. Bu son yatırım, Iceotope'un Ar-Ge çalışmalarını hızlandırmasına ve yeni pazarlara açılmasına olanak tanıyacak.
Iceotope'un CEO'su David Craig, yaptığı açıklamada, "Yapay zeka çağında veri merkezlerinin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri soğutma. Bizim teknolojimiz, bu zorluğu sürdürülebilir ve verimli bir şekilde çözüyor. Bu yatırım, küresel ölçekte büyüme planlarımızı hayata geçirmemiz için bize güç verecek" dedi.
Yatırımın, Iceotope'un özellikle Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik bölgelerindeki büyümesini desteklemesi bekleniyor. Şirket, halihazırda birçok büyük teknoloji firması ve veri merkezi operatörüyle iş birliği yapıyor. Yeni yatırımla birlikte bu iş birliklerini genişletmeyi ve yeni müşterilere ulaşmayı hedefliyor.
Iceotope'un önümüzdeki dönemde, yapay zeka odaklı veri merkezleri için özel olarak tasarlanmış yeni nesil soğutma modüllerini piyasaya sürmesi bekleniyor. Şirket, ayrıca mevcut teknolojisini daha da geliştirerek farklı sektörlerdeki veri merkezi ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunmayı planlıyor.
Honor Watch 6 Plus 1000mAh Batarya ile Akıllı Saat Pazarında Çığır Açıyor
Honor, Watch 6 Plus modelinde 1000mAh batarya ile akıllı saatlerde şarj derdine son vermeyi hedefliyor. Yeni model, uzun pil ömrü ve gelişmiş özellikleriyle dikkat çekiyor.
Giyilebilir teknoloji dünyasında batarya ömrü, kullanıcıların en büyük sorunlarından biri olmaya devam ederken Honor, bu sorunu kökten çözecek hamlesini yapıyor. Şirket, yeni amiral gemisi akıllı saati Honor Watch 6 Plus modelini resmen duyurmaya hazırlanıyor. Bu saati rakiplerinden ayıran en temel özellik, akıllı saat endüstrisinde bir ilk olan 1000mAh kapasiteli devasa bataryası oluyor. Sektördeki çoğu modelin 300-500mAh aralığında bataryalarla geldiği düşünüldüğünde, bu kapasite tam anlamıyla bir devrim niteliği taşıyor.
Honor Watch 6 Plus, bu güçlü bataryası sayesinde normal kullanımda iki haftaya kadar, yoğun kullanımda ise bir haftayı aşan bir pil ömrü sunmayı vaat ediyor. Ayrıca hızlı şarj desteği ile kısa sürede yüzde 100 doluma ulaşabiliyor. Saatin teknik özellikleri arasında 1.5 inç AMOLED ekran, GPS, kalp atış hızı sensörü, SpO2 ölçümü ve uyku takibi gibi standart sağlık izleme fonksiyonları yer alıyor. Ancak asıl odak noktası, kullanıcıların sık sık şarj etme derdinden kurtulması.
Bu batarya kapasitesi, akıllı saatlerde bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Şu anda piyasada bulunan en uzun ömürlü saatler bile genellikle 7-10 gün arasında dayanırken, Honor Watch 6 Plus bu süreyi iki katına çıkarıyor. Özellikle sürekli giyilebilir cihaz kullanan ve şarj sıklığından şikayet eden kullanıcılar için bu büyük bir avantaj. Karşılaştırıldığında, Samsung Galaxy Watch 6 Classic 425mAh, Apple Watch Series 9 ise 308mAh batarya ile geliyor.
Honor Watch 6 Plus'ın bu denli büyük bir bataryaya sahip olması, saatin boyutlarını da etkiliyor. Cihazın biraz daha kalın ve ağır olması bekleniyor, ancak Honor bu dengeyi iyi kurarak şık bir tasarım sunmayı hedefliyor. Saatin suya dayanıklılık sertifikası IP68 seviyesinde olacak ve 5 ATM basınca kadar dayanıklılık gösterecek. Ayrıca çeşitli spor modları, adım sayar ve mesafe takibi gibi özellikler de mevcut.
Kullanıcıya etkisi açısından, bu batarya kapasitesi sayesinde saat neredeyse unutulabilir bir şarj döngüsü sunuyor. Özellikle seyahat edenler, kamp yapanlar veya yoğun iş temposunda olanlar için ideal bir çözüm. Honor Watch 6 Plus'ın önümüzdeki aylarda Çin'de tanıtılması ve ardından küresel pazara sunulması bekleniyor. Fiyatlandırma konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadı ancak orta-üst segmentte konumlanması öngörülüyor.
Bilinmeyenler arasında saatin işletim sistemi ve uygulama desteği yer alıyor. Honor'un kendi işletim sistemini mi kullanacağı yoksa Wear OS tabanlı mı olacağı net değil. Ayrıca bataryanın uzun vadede performansı ve şarj döngüsü sayısı da merak konusu. Yine de Honor Watch 6 Plus, batarya ömrü konusunda çıtayı yükselterek sektörde yeni bir rekabet alanı açmış durumda.
Microsoft’ın Yeni Xbox Cloud Gaming Kumandası Sızdırıldı: Wi-Fi Bağlantılı ve Daha Küçük
Microsoft’un bulut oyun hizmeti Xbox Cloud Gaming’e doğrudan Wi-Fi ile bağlanabilen yeni kumandası, Brezilya’daki Anatel düzenleyici kurumundan sızdırılan görsellerle ortaya çıktı. Kumanda, daha küçük boyutu ve 2.4GHz/5GHz Wi-Fi desteğiyle dikkat çekiyor.
Microsoft’un Xbox Cloud Gaming için özel olarak geliştirdiği yeni kumanda, Brezilya’nın telekomünikasyon düzenleyicisi Anatel’in yayımladığı görsellerle sızdırıldı. Tecnoblog tarafından paylaşılan bu görseller, Microsoft’un bulut oyun hizmetine doğrudan Wi-Fi üzerinden bağlanabilen yeni bir kumanda üzerinde çalıştığını doğruluyor. Daha önce bu yılın başlarında ortaya çıkan söylentilerde, Microsoft’un Wi-Fi bağlantılı bir kumanda geliştirdiği belirtilmişti. Şimdi ise bu cihazın ilk kez görüntülendiği iddia ediliyor.
Sızdırılan görsellere göre yeni kumanda, mevcut Xbox kumandalarına kıyasla daha kompakt bir tasarıma sahip. 8BitDo ve HyperX gibi üçüncü parti markaların ürünlerini andıran bu kumanda, 2.4GHz ve 5GHz Wi-Fi bağlantısı, Bluetooth 5.3 ve USB-C portu sunuyor. Kumandanın üst kısmında bir eşleştirme butonu, D-Pad, bumper ve tetik tuşları bulunuyor. Tasarım, özellikle taşınabilirlik ve bulut oyun deneyimine odaklanmış gibi görünüyor.
Bu kumandanın en dikkat çekici özelliği, Xbox Cloud Gaming sunucularına doğrudan Wi-Fi ile bağlanabilmesi. Bu sayede oyuncular, bir konsol veya bilgisayar aracılığı olmadan, doğrudan bulut üzerinden oyun akışı yapabilecek. Microsoft’un bu hamlesi, bulut oyun hizmetini daha erişilebilir kılmayı hedefliyor. Ayrıca Bluetooth 5.3 desteği, düşük gecikme ve daha iyi bağlantı kararlılığı sunacak.
Geçtiğimiz yıllarda Microsoft, Xbox Cloud Gaming’i genişletmek için çeşitli cihazlarla entegrasyon çalışmaları yürütüyordu. Bu yeni kumanda, şirketin bulut oyun stratejisinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Mevcut Xbox kumandaları Bluetooth üzerinden bağlanırken, Wi-Fi bağlantısı daha hızlı ve düşük gecikmeli bir deneyim vadediyor. Ayrıca kumandanın daha küçük boyutu, taşınabilir cihazlarla uyumluluğu artırabilir.
Kumandanın hangi cihazlarla uyumlu olacağı ve hangi bölgelere sunulacağı henüz net değil. Ancak Anatel onayı, cihazın Brezilya pazarına gireceğini gösteriyor. Microsoft’un bu kumandayı yakın zamanda duyurması bekleniyor. Fiyatlandırma konusunda ise henüz bir bilgi bulunmuyor, ancak mevcut Xbox kumandalarına benzer bir fiyat aralığında olabileceği tahmin ediliyor.
Kumandanın çıkış tarihi ve tam özellikleri hakkında resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak sızıntılar, Microsoft’un bulut oyun alanındaki yatırımlarını hızlandırdığını gösteriyor. Gelecek aylarda daha fazla detayın ortaya çıkması bekleniyor. Oyuncular, bu yeni kumandanın Xbox Cloud Gaming deneyimini nasıl etkileyeceğini merakla bekliyor.
Spotify, Apple’ın Video Podcast Teknolojisini Benimsiyor: Yaratıcılara Çapraz Platform Desteği
Spotify, yaratıcıların video podcast'lerini Apple Podcasts'te dağıtmasına ve para kazanmasına olanak tanıyan Apple'ın HLS akış teknolojisini entegre ediyor. Bu hamle, içerik üreticilerinin mevcut iş akışlarını değiştirmeden daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayacak.
Spotify, video podcast içerik üreticileri için önemli bir değişikliğe imza atıyor. Şirket, Apple’ın HLS (HTTP Live Streaming) akış teknolojisini kullanarak yaratıcıların video podcast'lerini Apple Podcasts platformunda dağıtmasına ve para kazanmasına olanak tanıyacak. Bu entegrasyon, içerik üreticilerinin mevcut iş akışlarını değiştirmeden çapraz platform dağıtımı yapabilmesini sağlıyor. Spotify, bu adımla podcast ekosisteminde daha fazla esneklik ve erişilebilirlik sunmayı hedefliyor.
Apple’ın HLS teknolojisi, video ve ses içeriğinin yüksek kalitede ve kesintisiz bir şekilde akışını sağlamak için tasarlanmış bir protokol. Spotify, bu teknolojiyi kendi altyapısına entegre ederek, yaratıcıların video podcast'lerini hem Spotify’da hem de Apple Podcasts’te aynı anda yayınlamasına imkan tanıyacak. Bu sayede içerik üreticileri, ayrı ayrı yükleme veya format dönüştürme gibi ek işlemlerle uğraşmak zorunda kalmayacak. Ayrıca, para kazanma seçenekleri de her iki platformda geçerli olacak, böylece gelir potansiyeli artacak.
Bu hamle, podcast dünyasında platformlar arası işbirliğinin artması açısından dikkat çekici. Geçmişte Spotify ve Apple, podcast pazarında rekabet halindeydi. Özellikle Apple, kısa süre önce video podcast'ler için HLS desteğini duyurmuş ve yaratıcıları kendi platformuna çekmeye çalışmıştı. Spotify’ın bu teknolojiyi benimsemesi, iki dev arasındaki rekabetin yerini işbirliğine bırakabileceğinin sinyalini veriyor. Bu durum, özellikle bağımsız podcast yapımcıları için büyük bir avantaj sağlayabilir.
Video podcast'ler, son yıllarda hızla popülerlik kazandı. Geleneksel ses tabanlı podcast'lerin aksine, video içerikler izleyicilere daha zengin bir deneyim sunuyor. Spotify, bu trendi yakalamak için geçtiğimiz yıllarda video podcast desteğini artırmış ve birçok popüler yayıncıyı platformuna çekmişti. Apple ise kendi podcast platformunda video desteğini güçlendirmek için adımlar atıyor. Bu yeni entegrasyon, her iki platformun da video podcast pazarındaki konumunu güçlendirebilir.
Kullanıcılar açısından bakıldığında, bu gelişme daha fazla içerik çeşitliliği ve erişim kolaylığı anlamına geliyor. Spotify ve Apple Podcasts kullanıcıları, artık aynı video podcast'leri her iki platformda da takip edebilecek. Yaratıcılar ise tek bir yükleme ile iki büyük platformda birden var olabilecek. Bu, özellikle küçük ve orta ölçekli podcast yapımcıları için zaman ve kaynak tasarrufu sağlayacak. Ayrıca, reklam gelirleri ve abonelik modelleri üzerinden para kazanma seçenekleri de genişleyecek.
Henüz netleşmeyen bazı detaylar bulunuyor. Spotify’ın bu entegrasyonu tam olarak ne zaman kullanıma sunacağı ve hangi bölgelerde geçerli olacağı henüz açıklanmadı. Ayrıca, yaratıcıların para kazanma modellerinde herhangi bir değişiklik olup olmayacağı da merak konusu. Bununla birlikte, bu adımın podcast endüstrisinde yeni bir dönemin başlangıcı olabileceği düşünülüyor. Gelecekte, diğer platformların da benzer işbirliklerine gitmesi beklenebilir.
Amerikalıların %70'i AI Veri Merkezlerine Karşı: Nükleer Santral Bile Tercih Ediliyor
Gallup anketine göre Amerikalıların %70'inden fazlası, bulundukları bölgeye yapay zeka veri merkezi inşa edilmesine karşı çıkıyor. Veri merkezleri, nükleer santrallerden bile daha az tercih ediliyor.
Yeni bir Gallup anketi, Amerikalıların büyük çoğunluğunun yapay zeka veri merkezlerinin kendi bölgelerine inşa edilmesine karşı olduğunu ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 70'inden fazlası, bölgelerinde yeni bir veri merkezi inşasına karşı çıkarken, sadece yüzde 7'si bu fikre güçlü destek verdi. Bu oran, veri merkezlerinin toplum nezdinde ne kadar olumsuz algılandığını gözler önüne seriyor.
Gallup'un verilerine göre, Amerikalılar bir veri merkezinin yakınında yaşamaktansa bir nükleer santralin yakınında yaşamayı tercih ediyor. Nükleer santral inşasına karşı muhalefet en yüksek seviyesinde bile yüzde 63'te kalırken, veri merkezlerine karşı muhalefet bu oranın üzerine çıkmış durumda. Bu durum, yapay zeka veri merkezlerinin enerji tüketimi, gürültü kirliliği ve çevresel etkileri gibi faktörlerin toplumda yarattığı endişeyi yansıtıyor.
Anket, Mart 2026'da ABD'nin 50 eyaleti ve Columbia Bölgesi'nde rastgele seçilen 1000 Amerikalı yetişkinle, Nisan 2026'da ise Gallup Paneli üyesi 2054 yetişkinle yapılan iki ayrı çalışmaya dayanıyor. Bu geniş katılımlı araştırma, veri merkezlerine yönelik toplumsal algının ne kadar yaygın ve derin olduğunu ortaya koyuyor.
Veri merkezlerine karşı bu kadar güçlü bir muhalefetin olması, teknoloji şirketlerinin yapay zeka altyapısını genişletme planlarını zorlaştırabilir. Özellikle büyük teknoloji firmaları, yeni veri merkezleri için uygun yerler bulmakta zorlanabilir. Bu durum, yapay zeka gelişiminin hızını ve maliyetini etkileyebilir.
Anket sonuçları, veri merkezlerinin enerji tüketimi ve çevresel etkileri konusunda halkın bilinçlendiğini gösteriyor. Veri merkezleri, büyük miktarda elektrik tüketiyor ve bu da fosil yakıt kullanımını artırarak iklim değişikliğine katkıda bulunabiliyor. Ayrıca, soğutma sistemlerinin gürültüsü ve görsel kirlilik de yerel halkın rahatsızlık duymasına neden oluyor.
Teknoloji şirketleri, veri merkezlerinin çevresel ayak izini azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneliyor olsa da, bu çabalar halkın endişelerini tam olarak gidermiş değil. Gallup anketi, toplumun bu konuda daha fazla şeffaflık ve yerel katılım talep ettiğini gösteriyor.
Gelecekte, veri merkezi projelerinin hayata geçirilebilmesi için şirketlerin halkla daha etkili iletişim kurması ve yerel toplulukların kaygılarını gidermeye yönelik somut adımlar atması gerekebilir. Aksi takdirde, yapay zeka altyapısının genişlemesi ciddi engellerle karşılaşabilir.





