Biznab
𝕏fin

Hollanda, ABD'li şirketin dijital kimlik hizmeti sağlayıcısını satın almasını engelledi

Hollanda hükümeti, ülkenin dijital kimlik sistemini barındıran bulut şirketinin ABD'li bir firma tarafından satın alınmasını 'kamu yararına risk' gerekçesiyle bloke etti. Karar, Avrupa'nın ABD teknolojisine bağımlılığını azaltma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Biznab Editör
·
Hollanda, ABD'li şirketin dijital kimlik hizmeti sağlayıcısını satın almasını engelledi

Hollanda hükümeti, ülkenin resmi dijital kimlik hizmetini barındıran bir bulut bilişim şirketinin ABD merkezli bir firma tarafından satın alınmasını engelledi. Yetkililer, anlaşmanın 'kamu yararına ciddi bir risk' oluşturduğu gerekçesiyle izin vermediklerini açıkladı. Söz konusu şirket, Hollanda vatandaşlarının devlet hizmetlerine erişiminde kullanılan DigiD sisteminin altyapısını sağlıyordu.

Satın alma girişimi, ismi açıklanmayan ABD'li bir teknoloji firması tarafından yapıldı. Hollanda Ekonomik İşler ve İklim Politikası Bakanlığı, yaptığı incelemede devralmanın ulusal güvenlik ve kamu düzeni açısından kabul edilemez olduğuna karar verdi. Bakanlık, özellikle hassas vatandaş verilerinin yabancı bir şirketin kontrolüne geçmesinin yaratacağı risklere dikkat çekti.

Karar, Avrupa genelinde artan teknolojik bağımsızlık arayışının bir yansıması olarak görülüyor. Son yıllarda birçok Avrupa ülkesi, kritik dijital altyapılarının ABD'li dev teknoloji şirketlerinin eline geçmesini engellemek için daha sıkı düzenlemeler getirmeye başladı. Hollanda'nın bu hamlesi, kıtanın veri egemenliği konusundaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koydu.

DigiD sistemi, Hollanda'da vergi beyanından sağlık hizmetlerine kadar birçok kamu hizmetine erişimde kullanılıyor. Sistemin barındırıldığı bulut altyapısının yabancı bir şirkete devredilmesi durumunda, kişisel verilerin korunması ve hizmet sürekliliği konusunda endişeler doğmuştu. Hollanda Veri Koruma Otoritesi de sürece dahil olarak satın almanın olası sonuçları hakkında uyarılarda bulunmuştu.

Hollanda hükümeti, bu tür stratejik satın almaları değerlendirmek için 2023 yılında yürürlüğe giren bir yasaya dayanarak hareket etti. Söz konusu yasa, yabancı yatırımların ulusal güvenlik ve kamu düzeni üzerindeki etkilerini inceleme yetkisi veriyor. Yetkililer, kararın yatırım ortamını olumsuz etkilemeyeceğini, aksine kritik sektörlerde şeffaflığı artıracağını savunuyor.

ABD'li şirketin satın alma teklifinin reddedilmesi, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir gerilim unsuru olarak değerlendirilebilir. Ancak Hollanda, kararın ticari değil, güvenlik odaklı olduğunu vurguluyor. Avrupa Komisyonu da benzer durumlarda üye ülkelerin ulusal güvenlik gerekçesiyle satın almaları engelleyebileceğini belirten bir tutum sergiliyor.

Hollanda hükümeti, DigiD altyapısının mevcut sahibi olan şirketin faaliyetlerine herhangi bir kısıtlama getirilmediğini, sadece satış işleminin durdurulduğunu açıkladı. Yetkililer, kamu yararını korumak adına benzer durumlarda da aynı hassasiyeti göstereceklerini ifade etti. Karar, Avrupa'da dijital egemenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

💡 Bu konudaki aracımızı deneyin

Resim Boyutlandırıcı

Fotoğraflarınızı istediğiniz boyuta getirin

Sonraki Haber

Yapay Zeka ile İstanbul'un Tüm Elektrik İhtiyacını Güneşten Karşılama Projesi

Yeni canlı yayın serisi 'Yapay Zeka ile Sihni Sinir Projeler' kapsamında İstanbul'un tüm elektrik ihtiyacının güneş enerjisiyle karşılanması için çılgın projeler geliştirildi.

Biznab Editör
·
Yapay Zeka ile İstanbul'un Tüm Elektrik İhtiyacını Güneşten Karşılama Projesi

Yapay Zeka ile Sihni Sinir Projeler adlı yeni canlı yayın serisi, İstanbul'un enerji ihtiyacını tamamen güneşten karşılama fikrini masaya yatırdı. Programda, şehrin devasa elektrik tüketimini yenilenebilir kaynaklarla karşılamak için sıra dışı ve yaratıcı çözümler üretildi. İstanbul'un günlük enerji ihtiyacının karşılanması için gerekli güneş paneli alanı, kurulum maliyetleri ve teknolojik altyapı gibi faktörler detaylıca incelendi.

Yayında, İstanbul'un toplam elektrik tüketiminin yaklaşık 10 gigawatt saat olduğu ve bunun güneş enerjisiyle karşılanması için yaklaşık 100 kilometrekarelik bir alana güneş paneli yerleştirilmesi gerektiği hesaplandı. Bu alanın İstanbul'un yüzölçümünün yaklaşık yüzde 2'sine denk geldiği belirtildi. Ayrıca, panellerin verimliliği ve güneşlenme süreleri de dikkate alınarak daha gerçekçi senaryolar oluşturuldu.

Proje kapsamında, şehrin farklı bölgelerine dev güneş tarlaları kurulması, binaların çatı ve cephelerinin tamamen panellerle kaplanması gibi fikirler tartışıldı. Hatta Boğaz köprülerine ve yüksek binalara entegre edilecek güneş panelleriyle enerji üretimi artırılmaya çalışıldı. Yapay zeka algoritmaları, en uygun panel yerleşimlerini ve enerji depolama çözümlerini simüle etti.

Ancak uzmanlar, bu projenin hayata geçirilmesinin önünde ciddi engeller olduğunu vurguladı. Mevcut teknolojiyle bu kadar büyük bir alanı panellerle kaplamanın maliyeti trilyonlarca lirayı bulurken, enerji depolama sorunu da büyük bir problem olarak öne çıktı. Güneş enerjisinin kesintili yapısı nedeniyle gece ve bulutlu günlerde enerji ihtiyacını karşılamak için dev bataryalar veya alternatif depolama yöntemleri gerekiyor.

Yayında ayrıca, İstanbul'un mevcut enerji altyapısıyla karşılaştırmalar yapıldı. Şu anda şehrin elektriğinin büyük kısmı doğalgaz ve kömür santrallerinden sağlanırken, yenilenebilir enerjinin payı oldukça düşük. Güneş enerjisine tam geçişin karbon emisyonlarını sıfırlayacağı ancak bunun için on yıllar sürecek bir dönüşüm gerektiği ifade edildi.

Programın sonunda, İstanbul'un tüm elektrik ihtiyacını güneşten karşılamanın teorik olarak mümkün olduğu ancak pratikte devasa yatırım, teknolojik gelişme ve politik irade gerektirdiği sonucuna varıldı. Yapay zeka destekli bu çılgın projeler, enerji geleceğine dair umut verici bir vizyon sunarken, gerçekçi adımların atılması için de bir tartışma başlattı.

Block Rush Pro
Block Rush Pro
Sonraki Haber

Cebe sığan Linux cihazı Flipper One ile tanışın

Flipper One, ARM tabanlı yonga seti, Raspberry Pi yardımcı işlemci, Linux uyumu, 8GB RAM ve dahili batarya gibi özelliklerle cebe sığan bir mini bilgisayar olarak tanıtıldı.

Biznab Editör
·
Cebe sığan Linux cihazı Flipper One ile tanışın

Flipper One, taşınabilir bilgisayar pazarına yeni bir soluk getiriyor. Cebe sığacak boyutlarıyla dikkat çeken cihaz, ARM tabanlı bir yonga seti ve Raspberry Pi yardımcı işlemci ile donatılmış durumda. Bu donanım kombinasyonu, cihazın hem düşük güç tüketimiyle çalışmasını hem de çeşitli görevleri yerine getirebilmesini sağlıyor.

Cihazın en dikkat çekici özelliklerinden biri, Linux işletim sistemiyle uyumlu olması. Kullanıcılar, Flipper One üzerinde Linux dağıtımlarını çalıştırabilecek ve açık kaynak yazılımlardan faydalanabilecek. 8GB RAM kapasitesi, çoklu görevler ve hafif uygulamalar için yeterli bir performans sunuyor.

Flipper One, dahili bataryası sayesinde hareket halindeyken de kullanılabiliyor. Cihazın enerji verimliliği, uzun süreli kullanım imkanı tanıyor. Ayrıca, yapay zekâ dil modeli desteğiyle dikkat çeken cihaz, kullanıcıların doğal dil işleme tabanlı uygulamaları çalıştırmasına olanak sağlıyor.

Cihazın tasarımı, kompakt ve hafif yapısıyla öne çıkıyor. Flipper One, cep boyutunda olmasına rağmen güçlü bir donanım sunuyor. ARM tabanlı yonga seti, düşük güç tüketimiyle yüksek performans vaat ederken, Raspberry Pi yardımcı işlemci ek görevler için kullanılabiliyor.

Flipper One'ın kullanım alanları oldukça geniş. Geliştiriciler, bu cihazı taşınabilir bir geliştirme ortamı olarak kullanabilirken, teknoloji meraklıları da Linux deneyimini cebinde taşıyabilecek. Cihaz, aynı zamanda eğitim amaçlı projelerde de tercih edilebilir.

Henüz fiyat ve çıkış tarihi açıklanmayan Flipper One'ın, yakın zamanda satışa sunulması bekleniyor. Cihazın teknik detayları ve tam özellikleri, resmi lansmanla birlikte netleşecek. Flipper One, mini bilgisayar segmentinde yeni bir alternatif olarak kullanıcıların beğenisine sunulacak.

Fireball Burn
Fireball Burn
Sonraki Haber

Windows'un klasik oyunu 3D Space Cadet Pinball fiziksel makine olarak yeniden hayat buluyor

Windows'un klasik oyunu 3D Space Cadet Pinball, hobi meraklısı CNCDan tarafından fiziksel bir pinball makinesine dönüştürülüyor. Proje, 3D baskılı parçalar ve orijinal oyunun tasarımına sadık kalınarak ilerliyor.

Biznab Editör
·
Windows'un klasik oyunu 3D Space Cadet Pinball fiziksel makine olarak yeniden hayat buluyor

Windows işletim sisteminin 1990'ların sonu ve 2000'lerin başında kullanıcılara ücretsiz sunduğu 3D Pinball for Windows - Space Cadet, fiziksel bir makineye dönüştürülüyor. Oyun, aslında Maxis tarafından 1995'te piyasaya sürülen Full Tilt! Pinball koleksiyonunun bir parçasıydı ve gerçek bir pinbol masasına dayanmıyordu. Yıllar boyunca meraklılar bu sanal oyunu gerçeğe dönüştürmeyi tartışsa da somut bir ilerleme kaydedilememişti.

Deeproot Pinball adlı bir şirket, 2021'de piyasaya sürmeyi planladığı Space Cadet temalı bir prototip geliştirmiş ancak şirket dolandırıcılık iddialarıyla batmıştı. Şimdi ise hobi meraklısı CNCDan, bu başarısız girişimin ardından fiziksel bir Space Cadet masası yapmayı hedefliyor. CNCDan'ın YouTube'da yayınladığı videoda, 3D baskılı mekanik toplar, LED'li pop bumperlar, slingshotlar ve yükseltilmiş bir oyun alanı gibi orijinal oyunun görünümünü ve hissini taklit eden parçaların montaj süreci görülüyor.

Proje, oyunun sanal dünyasındaki detayları fiziksel dünyaya taşımayı amaçlıyor. CNCDan, orijinal oyunun tasarımına sadık kalarak, oyuncuların aynı deneyimi gerçek bir makinede yaşamasını istiyor. Videoda, flipper mekanizmalarının ve bumperların çalışma prensipleri detaylıca anlatılıyor. Ayrıca, oyun alanının eğimi ve parçaların yerleşimi de orijinal oyunla birebir uyumlu olacak şekilde tasarlanmış.

CNCDan'ın bu girişimi, Deeproot Pinball'un başarısız projesinden farklı olarak tamamen bağımsız bir çaba. Hobi meraklısı, projenin tamamlanması için herhangi bir tarih vermezken, çalışmalarını düzenli olarak YouTube kanalında paylaşmayı planlıyor. Fiziksel Space Cadet masasının, orijinal oyunun hayranları için nostaljik bir deneyim sunması bekleniyor.

Oyunun orijinal hali, Windows 95'ten Windows XP'ye kadar birçok Microsoft işletim sisteminde yer almış ve basit ama bağımlılık yaratan yapısıyla milyonlarca kullanıcı tarafından oynanmıştı. Şimdi ise bu dijital klasik, fiziksel bir forma bürünerek yeniden hayat buluyor. CNCDan'ın projesi, pinbol meraklıları ve retro oyun severler için heyecan verici bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Projenin ilerleyişi, CNCDan'ın YouTube kanalı üzerinden takip edilebilecek. Fiziksel Space Cadet masasının ne zaman tamamlanacağı ve kullanıma sunulacağı ise henüz netlik kazanmış değil. Ancak şimdiden oyunun hayranları, bu nostaljik yolculuğu heyecanla bekliyor.

Space Hero X
Space Hero X
Sonraki Haber

Apple MacBook Pro'da gizlilik ekranı özelliği M6 Pro ve M6 Max modellerinde erken gelebilir

Apple'ın M6 Pro ve M6 Max MacBook Pro modellerinde gizlilik ekranı teknolojisini beklenenden erken sunabileceği iddia ediliyor. Yeni nesil teknoloji, kullanıcıların ekran içeriğini yalnızca belirli açılardan görmesine olanak tanıyacak.

Biznab Editör
·
Apple MacBook Pro'da gizlilik ekranı özelliği M6 Pro ve M6 Max modellerinde erken gelebilir

Apple'ın yeni nesil MacBook Pro modellerinde gizlilik ekranı teknolojisini beklenenden daha önce kullanıma sunabileceği öne sürüldü. Sektör kaynaklarına göre, M6 Pro ve M6 Max yongalarıyla donatılacak cihazlarda bu özellik yer alabilir. Böylece kullanıcılar, ekran içeriğini yalnızca belirli bir açıdan görebilecek, yan taraftan bakanlar ise net bir görüntü alamayacak.

Gizlilik ekranı teknolojisi, özellikle halka açık alanlarda çalışan profesyoneller için önemli bir avantaj sunuyor. Apple'ın bu teknolojiyi daha önce iPad Pro modellerinde kullanmaya başladığı biliniyor. Şirketin, MacBook Pro serisinde de benzer bir yaklaşım benimseyerek kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedeflediği belirtiliyor.

M6 Pro ve M6 Max yongalarının, Apple'ın kendi tasarımı olan yeni nesil işlemciler olduğu ve performans açısından önemli sıçramalar vaat ettiği ifade ediliyor. Gizlilik ekranı özelliğinin bu yongalarla birlikte sunulması, cihazların çekiciliğini artırabilir. Ancak Apple'ın bu teknolojiyi hangi modellerde ve ne zaman kullanıma sunacağına dair resmi bir açıklama bulunmuyor.

Söylentilere göre, Apple'ın gizlilik ekranı teknolojisini MacBook Pro'ya entegre etmek için çalışmalarını hızlandırdığı ve bu özelliğin 2025 yılında piyasaya sürülmesi beklenen M6 Pro ve M6 Max modellerinde yer alabileceği konuşuluyor. Bu, daha önce tahmin edilen takvimden daha erken bir tarih anlamına geliyor.

Gizlilik ekranı özelliği, kullanıcıların ekran parlaklığını ve görüş açısını ayarlayarak içeriği yalnızca kendilerinin görmesini sağlıyor. Bu teknoloji, özellikle finans, hukuk ve sağlık gibi hassas verilerle çalışan sektörlerdeki kullanıcılar için büyük önem taşıyor. Apple'ın bu özelliği MacBook Pro'ya getirmesi, rekabet avantajı sağlayabilir.

Henüz Apple'dan konuyla ilgili resmi bir doğrulama gelmiş değil. Şirketin genellikle yeni özellikleri tanıtmadan önce sessiz kalmayı tercih ettiği biliniyor. Ancak sektör analistleri, gizlilik ekranı teknolojisinin MacBook Pro'da kullanıma sunulmasının yakın vadede gerçekleşebileceğini düşünüyor.

Apple'ın M6 Pro ve M6 Max MacBook Pro modellerini 2025 yılında duyurması bekleniyor. Gizlilik ekranı özelliğinin bu modellerde yer alıp almayacağı ise merak konusu. Kullanıcılar, Apple'ın resmi açıklamasını beklerken, bu teknolojinin MacBook Pro'ya gelmesi durumunda cihazların daha da cazip hale geleceği öngörülüyor.

Benzer Haberler