Snap, YouTube ve TikTok, öğrencilere zarar verdiği iddiasıyla açılan davayı uzlaşmayla sonuçlandırdı
Snap, YouTube ve TikTok, sosyal medya bağımlılığının okullara maliyet yarattığı iddiasıyla açılan ilk davayı uzlaşmayla sonlandırdı. Meta ise aynı davada yargılanmaya devam ediyor.
Snap, YouTube ve TikTok, sosyal medya bağımlılığının kamu okullarına büyük mali yük getirdiği iddiasıyla açılan ilk davayı uzlaşmayla sonuçlandırdı. Bloomberg'in haberine göre, Kentucky'deki Breathitt County Okul Bölgesi tarafından açılan dava, sosyal medyanın öğrencilerin öğrenimini aksattığını ve ruh sağlığı krizine yol açarak okul bütçelerini zorladığını öne sürüyor. Uzlaşmanın şartları henüz açıklanmadı.
Aynı davada Meta ise yargılanmaya devam ediyor. Bu dava, ülke genelinde 1.000'den fazla benzer dava için bir gösterge niteliği taşıyor. Daha önce Snap ve TikTok, 19 yaşındaki bir davacının açtığı bir davayı da uzlaşmayla sonuçlandırmıştı. Bu davalar, sosyal medya şirketlerinin genç kullanıcılar üzerindeki etkisine yönelik artan hukuki baskının bir parçası.
Sosyal medya platformları, tasarımlarının bağımlılık yapıcı olduğu ve özellikle gençlerde dikkat dağınıklığı, kaygı ve depresyon gibi sorunlara yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Okullar, bu durumun öğrenci performansını düşürdüğünü ve ruh sağlığı hizmetlerine olan talebi artırarak bütçelerini zorladığını belirtiyor.
Uzlaşma, sosyal medya şirketlerinin bu tür iddialarla karşı karşıya kaldığı ilk büyük vakalardan biri olarak dikkat çekiyor. Şirketlerin, okullara tazminat ödemeyi veya platformlarında değişiklik yapmayı kabul edip etmediği henüz bilinmiyor. Meta'nın davası ise önümüzdeki aylarda görülecek.
Bu dava, sosyal medyanın gençler üzerindeki etkisine ilişkin yasal mücadelede bir dönüm noktası olarak görülüyor. Uzmanlar, uzlaşmanın diğer benzer davalar için emsal teşkil edebileceğini ve sosyal medya şirketlerini daha sorumlu davranmaya zorlayabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, sosyal medya şirketleri genellikle kullanıcıların içeriklerinden sorumlu olmadıklarını savunuyor. Ancak bu dava, platformların tasarım kararlarının da zarara yol açabileceği fikrini güçlendiriyor. Gelecekte benzer davaların artması bekleniyor.
Küresel Borsalarda Rekor Seviyelerden Düşüş: Petrol Fiyatları ve Tahvil Piyasası Endişeleri
ABD ve dünya borsaları, yükselen petrol fiyatlarının tahvil piyasasında yarattığı tedirginlikle rekor seviyelerden geriledi. Özellikle yapay zeka teknolojilerine yönelik hisselerdeki coşku yerini satış dalgasına bıraktı.
New York borsası, Cuma günü rekor seviyelerden sert bir düşüş yaşayarak küresel çapta bir satış dalgasına öncülük etti. Yatırımcılar, artan petrol fiyatlarının tahvil piyasasında yarattığı dalgalanma karşısında riskli varlıklardan çıkış yapmayı tercih etti. Bu durum, başta ABD olmak üzere Avrupa ve Asya borsalarında da benzer bir tablonun oluşmasına neden oldu.
Yapay zeka teknolojilerine yönelik hisseler, son aylarda piyasalara yön veren en önemli faktörlerden biri haline gelmişti. Ancak Cuma günü bu hisselerdeki coşku yerini keskin bir düşüşe bıraktı. Özellikle büyük teknoloji şirketlerinin hisseleri, yatırımcıların kâr satışı yapmasıyla değer kaybetti. Analistler, bu durumun yapay zeka balonunun sönmeye başladığı anlamına gelmediğini, ancak piyasalardaki genel risk iştahının azaldığını gösterdiğini belirtiyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon endişelerini yeniden alevlendirdi ve merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin belirsizlikleri artırdı. Brent petrolün varil fiyatı, son bir haftada yüzde 5'in üzerinde artış göstererek 85 dolar seviyesine yaklaştı. Bu durum, özellikle enerji yoğun sektörlerde maliyet baskısını artırırken, tüketici fiyatları üzerinde de yukarı yönlü risk oluşturuyor.
Tahvil piyasasında ise getiriler hızla yükseldi. ABD 10 yıllık tahvil faizi, yüzde 4,5 seviyesini aşarak son bir yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Yatırımcılar, daha yüksek faiz getirisi elde etmek için hisse senetlerinden tahvillere yönelirken, bu durum borsalardaki satış baskısını daha da artırdı. Uzmanlar, faizlerdeki bu yükselişin devam etmesi halinde hisse senedi piyasalarında daha derin bir düzeltme yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel borsalardaki düşüş, Asya'da Japonya ve Çin'den Avrupa'da Almanya ve Fransa'ya kadar geniş bir coğrafyaya yayıldı. Japonya'nın Nikkei endeksi yüzde 2,5, Almanya'nın DAX endeksi ise yüzde 1,8 değer kaybetti. Bu durum, yatırımcıların güvenli liman arayışını hızlandırırken, altın ve ABD doları gibi varlıklara olan talebi artırdı.
Önümüzdeki günlerde piyasaların yönü, petrol fiyatlarındaki seyir ve merkez bankalarının atacağı adımlara bağlı olacak. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim beklentileri, yükselen enflasyon baskısı nedeniyle zayıflarken, yatırımcılar Fed yetkililerinin yapacağı açıklamaları yakından takip ediyor. Ayrıca, jeopolitik gelişmeler ve OPEC+'ın üretim politikaları da petrol fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.
WhatsApp Okunduktan Sonra Kaybolan Mesajlar Özelliği Üzerinde Çalışıyor
WhatsApp, mesajların alıcı tarafından okunduktan sonra belirli bir sürede kaybolmasını sağlayacak yeni bir özellik geliştiriyor. Bu özellik, mevcut süreli mesajlar sistemine alternatif olarak daha esnek bir gizlilik kontrolü sunacak.
WhatsApp, kullanıcı gizliliğini daha da ileriye taşıyacak bir özellik üzerinde çalışıyor. Android için WhatsApp beta 2.26.19.11 sürümünde keşfedilen bu yenilik, mesajların okunduktan sonra belirli bir süre içinde otomatik olarak silinmesine olanak tanıyacak. Google Play Beta Programı kapsamında sunulan güncelleme, mevcut süreli mesajlar özelliğine yeni bir boyut kazandırmayı hedefliyor.
Şu anda WhatsApp'ta süreli mesajlar, gönderim anından itibaren 24 saat, 7 gün veya 90 gün gibi sabit süreler sonunda siliniyor. Ancak yeni özellik, zamanlayıcıyı mesajın karşı tarafça okunduğu andan itibaren başlatacak. Bu sayede kullanıcılar, mesajlarının ne zaman kaybolacağı konusunda daha hassas bir kontrol elde edecek.
Özelliğin nasıl çalışacağına dair detaylar henüz netleşmiş değil. Ancak beta sürümünde görülen kod parçaları, kullanıcıların okunduktan sonra kaybolma süresini ayarlayabileceğini gösteriyor. Örneğin, bir mesaj okunduktan 5 dakika, 1 saat veya 1 gün sonra silinecek şekilde yapılandırılabilecek. Bu, özellikle hassas bilgilerin paylaşıldığı sohbetlerde büyük bir avantaj sağlayacak.
WhatsApp'ın bu hamlesi, gizlilik odaklı mesajlaşma uygulamaları arasındaki rekabeti kızıştıracak. Signal ve Telegram gibi rakipler, benzer özellikleri daha önce sunmuştu. Signal'de mesajlar okunduktan sonra belirli bir sürede kaybolabiliyor, Telegram'da ise gizli sohbetlerde benzer bir mekanizma bulunuyor. WhatsApp'ın bu özelliği eklemesi, kullanıcı tabanını korumak ve büyütmek için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Kullanıcılar için bu özellik, özellikle geçici bilgilerin paylaşıldığı durumlarda faydalı olacak. Örneğin, bir şifre veya tek kullanımlık kod gönderildiğinde, mesaj okunduktan kısa süre sonra silinecek. Ayrıca, hassas konuşmaların iz bırakmaması istenen senaryolarda da kullanılabilecek. Ancak bu özelliğin aktif hale gelmesi için hem gönderenin hem de alıcının aynı güncellemeye sahip olması gerekecek.
Özelliğin ne zaman tüm kullanıcılara sunulacağı henüz bilinmiyor. Beta aşamasında test edilen bu yenilik, sorunsuz çalıştığı takdirde önümüzdeki aylarda kararlı sürüme eklenebilir. WhatsApp'ın bu özelliği iOS ve web sürümlerine de getirip getirmeyeceği ise merak konusu.
Gelecekte, WhatsApp'ın bu özelliği daha da geliştirerek sesli ve görüntülü mesajlar için de benzer bir mekanizma sunması bekleniyor. Ayrıca, kullanıcıların bu ayarları sohbet bazında değiştirebilmesi, gizlilik kontrollerini daha da kişiselleştirecek. Şimdilik, beta testçileri bu yeniliği deneyimlemeye başladı bile.
YouTube'un Yapay Zeka Deepfake Tespit Aracı Artık Tüm Yetişkin Kullanıcılara Açık
YouTube, yapay zeka destekli deepfake tespit özelliğini 18 yaş üstü tüm kullanıcılara sunuyor. Kullanıcılar, bir özçekim taramasıyla platformda kendilerine ait sahte içerikleri tespit edip kaldırma talebinde bulunabilecek.
YouTube, yapay zeka tabanlı deepfake tespit programını 18 yaş üstü tüm kullanıcılara genişletiyor. Bu adımla birlikte, platformdaki yetişkin herkes potansiyel deepfake içeriklerini tespit ettirebilecek. Özellik, daha önce yalnızca içerik üreticileri, devlet yetkilileri, politikacılar ve gazeteciler gibi belirli gruplara sunuluyordu. Şimdi ise sıradan kullanıcılar da bu korumadan faydalanabilecek.
Sistem, kullanıcının yüzünü bir özçekim taramasıyla analiz ederek YouTube'da benzer görüntüleri arıyor. Eşleşme bulunması durumunda kullanıcıya bildirim gönderiliyor ve ardından içeriğin kaldırılması talep edilebiliyor. YouTube, daha önce yaptığı açıklamalarda kaldırma taleplerinin sayısının "çok düşük" olduğunu belirtmişti. Bu durum, aracın henüz yaygın olarak kullanılmadığını veya deepfake'lerin tespit edilmesinin zorluğunu gösteriyor.
Teknik olarak, yapay zeka modeli kullanıcının yüz özelliklerini analiz ederek benzersiz bir biyometrik profil oluşturuyor. Bu profil, YouTube'daki videolar, canlı yayınlar ve kısa videolarla karşılaştırılıyor. Eşleşme tespit edildiğinde, kullanıcıya hangi içeriğin eşleştiği ve nerede yayınlandığı gibi detaylar sunuluyor. Kullanıcı, içeriği inceleyerek kaldırma talebinde bulunabiliyor.
YouTube, bu özelliği ilk olarak 2023 yılında test etmeye başlamıştı. Test sürecinde özellikle politikacılar ve ünlüler gibi hedef alınma riski yüksek kişilere odaklanılmıştı. Şirket, deepfake'lerin seçim dönemlerinde yanlış bilgi yaymak veya itibar zedelemek amacıyla kullanılabileceğini belirterek bu tür araçların önemine dikkat çekiyor. Bununla birlikte, aracın yalnızca yüz benzerliğini tespit ettiği, ses veya diğer biyometrik verileri kapsamadığı belirtiliyor.
Kullanıcılar için bu özellik, özellikle kişisel gizlilik ve itibar yönetimi açısından önemli bir adım. Deepfake teknolojisinin giderek yaygınlaşmasıyla birlikte, sahte içeriklerin tespiti ve kaldırılması bireyler için zorlaşıyor. YouTube'un bu aracı, kullanıcılara kendi dijital varlıklarını koruma konusunda daha fazla kontrol sağlıyor. Ancak, aracın yalnızca YouTube platformunda çalıştığı ve diğer sosyal medya platformlarını kapsamadığı unutulmamalı.
Özellik, şu anda tüm 18 yaş üstü kullanıcılara kademeli olarak sunuluyor. YouTube hesabı olan herkes, ayarlar bölümünden bu özelliği etkinleştirebilecek. Kullanıcıların bir özçekim videosu çekerek sisteme kaydolması gerekiyor. YouTube, bu verilerin yalnızca eşleştirme amacıyla kullanılacağını ve güvenli bir şekilde saklanacağını taahhüt ediyor. Fiyatlandırma konusunda ise herhangi bir ücret talep edilmiyor; özellik tamamen ücretsiz.
Gelecekte YouTube'un bu aracı ses ve diğer biyometrik verileri de kapsayacak şekilde genişletmesi bekleniyor. Ayrıca, yapay zeka destekli deepfake'lerin daha karmaşık hale gelmesiyle birlikte tespit algoritmalarının da sürekli güncellenmesi gerekecek. Şirket, bu alandaki çalışmalarını sürdürdüğünü ve kullanıcı geri bildirimlerine göre iyileştirmeler yapacağını belirtiyor. Ancak, aracın ne kadar etkili olduğu ve yanlış pozitif oranları gibi detaylar henüz netlik kazanmış değil.
Ticaret Bakanlığı, Gümrükte İmha Edildiği İddia Edilen Fotoğraf Makinesi Olayına Açıklık Getirdi
Ticaret Bakanlığı, bir vatandaşın uluslararası yarışmada kazandığı fotoğraf makinesinin gümrükte imha edildiği iddialarını yalanladı. Bakanlık, sürecin gümrük mevzuatına uygun işlediğini ve herhangi bir imha işlemi yapılmadığını duyurdu.
Ticaret Bakanlığı, son günlerde sosyal medyada geniş yankı uyandıran bir iddiaya resmi bir açıklama getirdi. İddiaya göre, bir vatandaşın uluslararası bir fotoğraf yarışmasında kazandığı ödül, gümrükte imha edilmişti. Bakanlık Basın Danışmanı Abbas Pirali Tokatlı tarafından yapılan bilgilendirmede, bu iddianın gerçeği yansıtmadığı vurgulandı. Açıklamada, söz konusu eşyanın mevzuata aykırı bir durum nedeniyle imha edilmediği, aksine sürecin tamamen gümrük kanunları çerçevesinde işlediği belirtildi.
Bakanlık yetkilileri, olayın detaylarına ilişkin yaptığı açıklamada, fotoğraf makinesinin yurt dışından Türkiye'ye getirilmesi sırasında gümrük mevzuatına uygun bir şekilde işlem yapıldığını ifade etti. İmha iddiasının aksine, ürünün gümrük sürecinde herhangi bir zarar görmediği ve sahibine teslim edilmek üzere muhafaza edildiği aktarıldı. Açıklamada, sosyal medyada dolaşıma giren bilgilerin eksik ve yanıltıcı olduğu vurgulanarak, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması için resmi kaynaklara başvurması gerektiği hatırlatıldı.
Olayın başlangıcı, bir vatandaşın uluslararası bir fotoğraf yarışmasında kazandığı ödülün Türkiye'ye getirilmesi sırasında yaşanan gümrük sürecine dayanıyor. Sosyal medyada paylaşılan iddialara göre, kazanan kişi ödül olarak bir fotoğraf makinesi almış ve bu ürünü yurda sokmak istemişti. Ancak gümrük işlemleri sırasında bir sorun yaşandığı ve cihazın imha edildiği öne sürülmüştü. Bu iddialar kısa sürede geniş bir kitle tarafından paylaşılarak gündem yaratmıştı.
Ticaret Bakanlığı'nın açıklaması, özellikle gümrük işlemleri konusunda sıkça karşılaşılan yanlış anlaşılmaları gidermeyi hedefliyor. Bakanlık yetkilileri, yurt dışından getirilen eşyaların gümrük mevzuatına tabi olduğunu ve herhangi bir aykırılık durumunda imha yerine iade veya başka yasal süreçlerin uygulandığını belirtti. Açıklamada, imha işleminin yalnızca sağlık veya güvenlik açısından risk teşkil eden ürünler için söz konusu olduğu vurgulandı.
Bu olay, gümrük süreçlerinde yaşanan iletişim eksikliklerinin ve yanlış bilgilerin sosyal medyada nasıl hızla yayılabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, vatandaşların gümrük işlemleriyle ilgili herhangi bir sorun yaşadıklarında doğrudan resmi kurumlara başvurmaları gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, sosyal medyada dolaşan iddialara itibar etmeden önce mutlaka teyit edilmesi gerektiği hatırlatılıyor.
Bakanlık, olayla ilgili olarak herhangi bir yanlış uygulama olmadığını ve sürecin şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü kaydetti. Açıklamanın devamında, benzer durumlarla karşılaşan vatandaşların Bakanlığın iletişim kanalları üzerinden bilgi alabileceği ifade edildi. Bu sayede, hem yanlış anlaşılmaların önüne geçilmesi hem de gümrük işlemlerinin daha sağlıklı yürütülmesi amaçlanıyor.
Gelecekte, gümrük süreçleriyle ilgili daha fazla bilgilendirme yapılması ve vatandaşların bilinçlendirilmesi bekleniyor. Ticaret Bakanlığı, dijital platformlarda dolaşan yanlış bilgilerle mücadele etmek için sosyal medya hesaplarından düzenli açıklamalar yapmayı sürdürecek. Bu olay, gümrük işlemlerinin karmaşıklığını ve doğru bilgiye ulaşmanın önemini bir kez daha ortaya koydu.





