TechCrunch Disrupt 2026 Erken Kayıt Fırsatı: 29 Mayıs'a Kadar 410 Dolara Varan İndirim
TechCrunch Disrupt 2026 için erken kayıt indirimi 29 Mayıs'ta sona eriyor. Şimdi kaydolanlar, bilet fiyatları artmadan önce 410 dolara varan tasarruf sağlayabilir.
TechCrunch Disrupt 2026, San Francisco'da düzenlenecek teknoloji etkinliği için erken kayıt fırsatı sunuyor. 29 Mayıs saat 23:59 PT'ye kadar geçerli olan bu dönemde, katılımcılar bilet fiyatlarında 410 dolara varan indirimden yararlanabiliyor. Etkinlik, girişimciler, yatırımcılar ve teknoloji profesyonellerini bir araya getirecek.
Erken kayıt dönemi, TechCrunch Disrupt 2026'nın en avantajlı bilet fiyatlarını sunuyor. Normal fiyatlara kıyasla yüzde 40'a varan tasarruf imkanı bulunuyor. Bu fırsat, özellikle bütçesini optimize etmek isteyen katılımcılar için önemli bir avantaj sağlıyor.
TechCrunch Disrupt, her yıl binlerce katılımcıyı ağırlayan önemli bir teknoloji konferansı olarak biliniyor. Etkinlikte, startup sunumları, panel tartışmaları ve networking fırsatları yer alıyor. 2026 edisyonu için şimdiden yoğun ilgi olduğu belirtiliyor.
Erken kayıt avantajından yararlanmak isteyenlerin, 29 Mayıs tarihine kadar kayıt işlemlerini tamamlaması gerekiyor. Bu tarihten sonra bilet fiyatlarında artış yaşanacak. Kayıt işlemleri, TechCrunch'ın resmi web sitesi üzerinden gerçekleştirilebiliyor.
Etkinlik, San Francisco'daki Moscone Center'da düzenlenecek. Kesin tarihler henüz açıklanmamış olsa da, organizatörler katılımcıların erken kayıt yaparak yerlerini garanti altına almalarını öneriyor. Geçmiş yıllarda olduğu gibi, bu yıl da etkinliğin kısa sürede tükenmesi bekleniyor.
TechCrunch Disrupt 2026, teknoloji dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirecek. Katılımcılar, yeni trendler hakkında bilgi edinme ve sektör profesyonelleriyle bağlantı kurma fırsatı bulacak. Erken kayıt dönemi, bu deneyimi daha uygun maliyetle yaşamak için kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak öne çıkıyor.
29 Mayıs saat 23:59 PT'ye kadar kayıt yaptıranlar, 410 dolara varan indirimden yararlanabilecek. TechCrunch Disrupt 2026, teknoloji ekosisteminin en önemli buluşma noktalarından biri olmaya devam ediyor.
Kurumsal İklim Gözlemcisi, Gazla Çalışan Veri Merkezlerine Yönelik Daha Sıkı Kuralları Geri Çekti
Kurumsal iklim izleme kuruluşu, temiz enerji sertifikalarıyla ilgili bir kural önerisini geri çekti. Bu karar, teknoloji şirketlerinin gazla çalışan veri merkezlerine yönelik daha sıkı düzenlemeleri engellemek için lobi faaliyetleri yürütmesinin ardından geldi.
Kurumsal iklim performansını değerlendiren bağımsız bir kuruluş, temiz enerji sertifikalarının kullanımına ilişkin bir kural teklifini geri çekti. Söz konusu kuruluş, şirketlerin karbon emisyonlarını raporlama ve azaltma yöntemlerini belirleyen standartlar geliştirmesiyle tanınıyor. Geri çekilen teklif, veri merkezleri gibi yoğun enerji tüketen tesislerin doğal gaz gibi fosil yakıtlardan elde edilen elektriği temiz enerji olarak sınıflandırmasını engellemeyi amaçlıyordu.
Teknoloji devleri, artan yapay zeka ve bulut bilişim talebiyle birlikte veri merkezi kapasitelerini hızla genişletiyor. Bu genişleme, enerji tüketiminde ciddi bir artışa yol açarken, şirketler karbon ayak izlerini dengelemek için yenilenebilir enerji sertifikaları satın alıyor. Ancak eleştirmenler, bu sertifikaların her zaman gerçek bir emisyon azaltımını yansıtmadığını ve şirketlerin fosil yakıt kullanımını sürdürmesine olanak tanıdığını savunuyor.
Kuruluşun önerdiği kural, şirketlerin yalnızca doğrudan yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ettikleri elektriği temiz olarak saymalarını zorunlu kılmayı hedefliyordu. Bu düzenleme, özellikle doğal gazla çalışan veri merkezlerinin emisyon raporlamasında önemli değişikliklere yol açacaktı. Ancak teknoloji sektörü, kuralın operasyonel maliyetleri artıracağı ve büyümeyi yavaşlatacağı gerekçesiyle yoğun lobi faaliyeti yürüttü.
Lobi çalışmaları sonucunda kuruluş, teklifi geri çekme kararı aldı. Yapılan açıklamada, mevcut piyasa koşullarında kuralın uygulanabilirliğinin sınırlı olduğu ve daha kapsamlı bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtildi. Karar, çevre örgütleri tarafından hayal kırıklığıyla karşılanırken, teknoloji şirketleri ise memnuniyetlerini dile getirdi.
Uzmanlar, bu gelişmenin veri merkezi sektörünün karbon emisyonlarını azaltma çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade ediyor. Özellikle yapay zeka modellerinin eğitimi ve çalıştırılması için gerekli olan devasa hesaplama gücü, enerji talebini katlayarak artırıyor. Bu durum, şirketlerin yenilenebilir enerjiye geçiş hızını yavaşlatırken, fosil yakıt bağımlılığını sürdürmelerine neden oluyor.
Kuruluşun bundan sonraki adımı merak konusu. Yeni bir kural teklifi üzerinde çalışılıp çalışılmayacağı henüz netlik kazanmış değil. Ancak teknoloji sektörünün lobi gücü, iklim politikalarının şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamaya devam ediyor. Bu durum, şirketlerin karbon nötr hedeflerine ulaşma konusundaki taahhütlerinin sorgulanmasına yol açıyor.
NASA, ISS'ten Dünya'nın Turuncu Parıltılı Ufkunu Görüntüledi
NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (ISS) Dünya'nın ufkunu saran turuncu renkli bir parıltıyı görüntüledi. Atmosferdeki doğal ışık olayı, uzaydan net bir şekilde kaydedildi.
NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (ISS) paylaştığı yeni bir görüntüyle Dünya'nın ufkunu saran turuncu renkli bir parıltıyı gözler önüne serdi. Atmosferde meydana gelen bu doğal ışık olayı, uzaydan net bir şekilde görüntülendi. Görüntü, Dünya'nın atmosferik katmanlarının ve güneş ışığının etkileşimi sonucu ortaya çıkan büyüleyici bir manzarayı yansıtıyor.
ISS'ten alınan karede, Dünya'nın ufuk çizgisi boyunca turuncu bir ışıltı dikkat çekiyor. Bu parıltı, genellikle gün doğumu veya gün batımı sırasında atmosferdeki gazların güneş ışığını saçmasıyla oluşuyor. NASA yetkilileri, bu tür görüntülerin Dünya'nın atmosferik yapısını incelemek için önemli veriler sağladığını belirtiyor.
Turuncu renkli parıltı, özellikle stratosferdeki ozon tabakasının güneş ışığını emmesi ve yeniden yayması sonucu ortaya çıkıyor. Uzmanlar, bu olayın Dünya'nın atmosferik dinamikleri hakkında ipuçları verdiğini ifade ediyor. Görüntü, aynı zamanda uzaydan Dünya'nın ne kadar hassas ve karmaşık bir sistem olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
ISS, Dünya yörüngesinde sürekli olarak dönerken, astronotlar ve otomatik kameralar sayesinde bu tür eşsiz manzaralar düzenli olarak kaydediliyor. NASA, bu görüntüleri bilimsel araştırmaların yanı sıra kamuoyuyla paylaşarak uzayın ve Dünya'nın güzelliklerini tanıtmayı amaçlıyor.
Görüntü, sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. Kullanıcılar, Dünya'nın bu büyüleyici halini "doğanın sanatı" olarak nitelendirdi. NASA'nın paylaştığı bu tür görseller, uzay araştırmalarına olan ilgiyi artırırken, Dünya'nın korunması gereken kırılgan bir gezegen olduğu gerçeğini de gözler önüne seriyor.
NASA, ISS'ten elde edilen verileri kullanarak atmosferik olayları daha iyi anlamayı ve iklim değişikliği gibi küresel sorunlara ışık tutmayı hedefliyor. Turuncu parıltılı ufuk görüntüsü, bu çalışmaların sadece bilimsel değil, aynı zamanda estetik bir boyutu olduğunu da kanıtlıyor.
SAHA Expo 2026'da YILDIRIMHAN Balistik Füzesi ve GÜÇHAN Turbofan Jet Motoru Tanıtıldı
Tolga Özbek ile hazırlanan 2T Teknoloji & Savunma programının ilk bölümünde, SAHA Expo 2026'da sergilenen YILDIRIMHAN balistik füzesi ve GÜÇHAN turbofan jet motoru detaylı şekilde ele alındı.
Tolga Özbek ile birlikte hazırlanan 2T Teknoloji & Savunma programının ilk bölümü yayınlandı. Programda, SAHA Expo 2026 fuarına damga vuran iki önemli savunma teknolojisi mercek altına alındı. YILDIRIMHAN balistik füzesi ve GÜÇHAN turbofan jet motoru, fuarın en dikkat çeken ürünleri arasında yer aldı.
YILDIRIMHAN, Türkiye'nin uzun menzilli balistik füze kabiliyetini artırmayı hedefleyen bir sistem olarak öne çıkıyor. Füzenin teknik özellikleri ve kullanım senaryoları programda ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Özellikle menzil, hassasiyet ve taşıma kapasitesi gibi parametreler üzerinde duruldu.
GÜÇHAN turbofan jet motoru ise Türkiye'nin yerli motor teknolojisinde geldiği noktayı gösteriyor. Motorun itki gücü, yakıt verimliliği ve kullanıldığı platformlar hakkında bilgiler paylaşıldı. GÜÇHAN'ın insansız hava araçlarından savaş uçaklarına kadar geniş bir yelpazede kullanılabileceği belirtildi.
Programda ayrıca SAHA Expo 2026'da sergilenen diğer savunma sanayii teknolojileri de ele alındı. Tolga Özbek, fuardaki yenilikleri ve Türkiye'nin savunma alanındaki ilerlemesini yorumladı. Yerli üretim oranının artması ve ihracat potansiyeli gibi konular da gündeme geldi.
YILDIRIMHAN ve GÜÇHAN'ın yanı sıra, elektronik harp sistemleri, radar teknolojileri ve zırhlı araçlar gibi birçok ürün fuarda sergilendi. Program, bu teknolojilerin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterine katkısını ve uluslararası pazardaki rekabet gücünü değerlendirdi.
2T Teknoloji & Savunma programının ilk bölümü, savunma sanayii meraklıları için kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor. Programın ilerleyen bölümlerinde farklı teknolojilerin ve projelerin ele alınması bekleniyor.
SAHA Expo 2026, Türkiye'nin savunma sanayii alanındaki yetkinliklerini sergilemesi açısından önemli bir platform olarak değerlendiriliyor. YILDIRIMHAN ve GÜÇHAN gibi projeler, ülkenin teknolojik bağımsızlık hedefine katkı sağlıyor.
Çinli bilim insanları laboratuvarda kalbin ritim merkezini üretti: Kalp pillerine alternatif olabilir
Çinli araştırmacılar, kalbin doğal ritmini kontrol eden sinoatriyal düğümü laboratuvar ortamında başarıyla üretti. Kendi kendine atabilen bu biyolojik yapı, gelecekte kalp pillerine alternatif olma potansiyeli taşıyor.
Çin'deki bir araştırma ekibi, kalbin elektriksel uyarılarını üreten sinoatriyal düğümü laboratuvar koşullarında üretmeyi başardı. Bu biyolojik yapı, kalbin doğal ritmini belirleyen ve kalp atışlarını başlatan kritik bir bölge olarak biliniyor. Araştırmacılar, ürettikleri doku parçasının kendi kendine düzenli elektrik sinyalleri üretebildiğini gözlemledi.
Sinoatriyal düğüm, kalbin sağ kulakçığında yer alan ve kalp atışlarının başlamasını sağlayan doğal bir kalp pili görevi görüyor. Bu yapının hasar görmesi veya işlevini kaybetmesi durumunda hastalarda ritim bozuklukları ortaya çıkabiliyor. Mevcut tedavide elektronik kalp pilleri kullanılırken, laboratuvarda üretilen biyolojik doku alternatif bir çözüm sunabilir.
Araştırma ekibi, kök hücre teknolojisi kullanarak sinoatriyal düğüm hücrelerini geliştirdi. Hücreler, özel bir kültür ortamında büyütülerek olgunlaştırıldı ve elektriksel aktivite göstermeye başladı. Deneylerde, üretilen dokunun kalp kası hücreleriyle uyumlu çalıştığı ve ritmik kasılmaları tetikleyebildiği belirtildi.
Laboratuvar ortamında üretilen bu biyolojik kalp pili, elektronik cihazlara kıyasla bazı avantajlar sunuyor. Biyolojik yapı, vücut tarafından reddedilme riskini azaltabilir ve pil ömrü gibi sınırlamaları ortadan kaldırabilir. Ayrıca, doğal kalp dokusuyla entegre olma potansiyeli sayesinde daha fizyolojik bir ritim sağlayabilir.
Araştırma henüz hayvan deneyleri aşamasında olsa da, sonuçlar umut verici olarak değerlendiriliyor. Bilim insanları, bu teknolojinin insanlarda kullanılabilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini vurguluyor. Güvenlik ve etkinlik testlerinin tamamlanmasının ardından klinik deneylere geçilmesi planlanıyor.
Çinli araştırmacılar, laboratuvarda üretilen sinoatriyal düğümün kalp pili hastaları için yeni bir tedavi seçeneği olabileceğini belirtiyor. Ancak bu teknolojinin yaygın kullanıma girmesi için henüz erken olduğu ifade ediliyor. Çalışmanın detayları, bilimsel bir dergide yayımlanarak akademik çevrelerle paylaşıldı.








