Biznab
𝕏fin

Valve Steam Deck yeniden stokta: OLED modellerin fiyatı 789 dolara yükseldi

Valve, aylar süren stok sıkıntısının ardından Steam Deck OLED modellerini yeniden satışa sundu. Ancak 512GB versiyon 789 dolar, 1TB versiyon ise 949 dolar fiyat etiketiyle geldi.

Biznab Editör
·
Valve Steam Deck yeniden stokta: OLED modellerin fiyatı 789 dolara yükseldi

Valve'ın Steam Deck el bilgisayarı, Şubat ortasından bu yana büyük ölçüde satın alınamaz durumdaydı. 2025 sonbaharından itibaren çoğu tüketici teknolojisi ürününde fiyat artışlarına yol açan RAM ve depolama kıtlığı, Deck'in stoklarını da vurmuştu. İyi haber, Deck'in Valve'ın sitesinde yeniden stoklanması ve üç ila beş gün içinde kargoya verilebilmesi. Kötü haber ise bu geri dönüşün adeta bir maymun pençesi dileğiyle gerçekleşmiş gibi görünmesi.

OLED Steam Deck'in 512GB versiyonu artık 789 dolardan satılıyor. Bu, önceki 549 dolarlık fiyatına göre 240 dolarlık bir artış anlamına geliyor. 1TB versiyonu ise (anti-parlama ekran kaplaması, biraz daha şık bir kılıf ve 'özel başlangıç videosu ile klavye teması' içeriyor) 949 dolara yükseldi. Bu modelin eski fiyatı 649 dolardı, yani artış 300 doları buluyor.

Daha önce 399 dolardan satılan 256GB depolamalı ve eski LCD ekranlı giriş seviyesi model ise üretimden kaldırıldı. Bu karar, fiyat artışlarından çok önce duyurulmuştu. Yeni fiyatlar, neredeyse üç yıllık bir revizyon ve dört yılı aşkın bir süredir piyasada olan bir el bilgisayarı için özellikle zorlayıcı.

Valve için tek teselli, Asus ve Lenovo gibi rakiplerin çoğu modelinin de 1000 dolar sınırına dayanması veya bu sınırı aşması. Deck'in ana rakipleri arasında yalnızca 600 dolarlık Asus ROG Ally (AMD Ryzen Z2 A işlemcili) Deck'in yarı özel AMD çipine benzer performans sunarak belirgin şekilde daha ucuz.

Steam Deck OLED modelleri, Valve'ın resmi sitesinde satışa sunuldu. 512GB versiyon 789 dolar, 1TB versiyon ise 949 dolar fiyat etiketiyle yer alıyor. Kargo süresi üç ila beş iş günü olarak belirtiliyor.

💡 Bu konudaki aracımızı deneyin

Resim Boyutlandırıcı

Fotoğraflarınızı istediğiniz boyuta getirin

Sonraki Haber

Trump yönetimi, Ebola riski taşıyan ABD vatandaşlarını ülkeye almama ve Kenya'ya gönderme kararı aldı

Trump yönetimi, Ebola salgını nedeniyle Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda veya Güney Sudan'a seyahat etmiş ABD vatandaşlarını ülkeye almayarak Kenya'ya gönderme kararı aldı. Karar, yeşil kart sahiplerini de kapsıyor.

Biznab Editör
·
Trump yönetimi, Ebola riski taşıyan ABD vatandaşlarını ülkeye almama ve Kenya'ya gönderme kararı aldı

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) devam eden Ebola salgını, uluslararası müdahale çabalarını geride bırakarak hızla yayılmaya devam ediyor. Ölümcül Bundibugyo virüsü türünün neden olduğu salgın, ilk kez 15 Mayıs'ta duyurulmuştu ve şimdiden kaydedilen en büyük üçüncü salgın haline geldi. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) 24 Mayıs itibarıyla yayımladığı son verilere göre, 1.018 vaka (906 şüpheli, 112 doğrulanmış) ve 234 ölüm (223 şüpheli, 11 doğrulanmış) bulunuyor. Ancak bu rakamların, gerçek yayılımın önemli ölçüde altında olduğu ve şu an itibarıyla güncelliğini yitirmiş olabileceği biliniyor.

WHO ve diğer ulusal sağlık kuruluşları, salgını kontrol altına almak için uluslararası destek ve iş birliği çağrısı yaparken, ABD'nin bunun yerine kendini duvarlarla çevirmeyi tercih ettiği görülüyor. Trump yönetimi, Cuma günü yaptığı açıklamayla tartışmalı seyahat yasağını genişletti. Yeni düzenlemeye göre, DRC, Uganda veya Güney Sudan'a son 21 gün içinde seyahat etmiş olan ABD vatandaşları ve yeşil kart sahipleri de dahil olmak üzere tüm yasal daimi ikamet sahiplerinin ülkeye girişine izin verilmeyecek.

Daha önce yalnızca ABD pasaportu olmayan kişilere uygulanan yasak, şimdi ABD vatandaşlarını da kapsayacak şekilde genişletildi. Bu kişilerin Kenya'ya gönderileceği belirtiliyor. Uganda'da şu ana kadar yalnızca yedi vaka ve bir ölüm rapor edilirken, Güney Sudan'da ise hiçbir vaka bildirilmedi. Uzmanlar, bu kararın salgının yayılmasını engellemekten çok, ABD'nin uluslararası sağlık krizlerine karşı izolasyonist bir yaklaşım benimsediğini gösterdiğini ifade ediyor.

Karar, insan hakları örgütleri ve sağlık uzmanları tarafından eleştiriliyor. Eleştirmenler, bu tür kısıtlamaların salgınla mücadelede uluslararası iş birliğini zayıflattığını ve asıl ihtiyacın sınırları kapatmak değil, sağlık sistemlerini güçlendirmek olduğunu vurguluyor. Trump yönetimi ise kararın Amerikan halkını korumak için gerekli olduğunu savunuyor.

Yeni seyahat yasağı, ABD vatandaşlarının ve yeşil kart sahiplerinin DRC, Uganda veya Güney Sudan'dan dönüşlerinde 21 günlük bir bekleme süresini zorunlu kılıyor. Bu süre zarfında kişilerin Kenya'da karantinaya alınması planlanıyor. Uygulamanın ne zaman başlayacağı ve ne kadar süreceği henüz netlik kazanmış değil.

ABD Sağlık Bakanlığı, kararın bilimsel temellere dayandığını ve Ebola virüsünün kuluçka süresinin 21 güne kadar çıkabilmesi nedeniyle alındığını açıkladı. Ancak uzmanlar, bu tür önlemlerin salgının kontrol altına alınmasında etkili olmadığını, aksine sağlık çalışanlarının ve yardım ekiplerinin hareket kabiliyetini kısıtlayarak durumu daha da kötüleştirebileceğini belirtiyor.

Trump yönetiminin bu kararı, uluslararası toplumda tepkiyle karşılandı. WHO, üye ülkeleri salgınla mücadelede iş birliğine çağırırken, ABD'nin bu adımı küresel sağlık güvenliği açısından endişe verici olarak değerlendiriliyor. Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte, Ebola riski taşıyan ABD vatandaşlarının Kenya'ya gönderilmesi ve orada karantinaya alınması planlanıyor.

Block Rush Pro
Block Rush Pro
Sonraki Haber

Baseus, 100W GaN şarj adaptörünü uygun fiyatla satışa sundu

Baseus, kompakt tasarımlı yeni 100W USB-C GaN şarj adaptörünü piyasaya sürdü. Cihaz, yüksek güç çıkışını küçük boyut ve uygun fiyatla birleştiriyor.

Biznab Editör
·
Baseus, 100W GaN şarj adaptörünü uygun fiyatla satışa sundu

Baseus, taşınabilirlik ve performansı bir araya getiren yeni 100W GaN şarj adaptörünü kullanıcılarla buluşturdu. Şirketin son ürünü, özellikle seyahat edenler ve çoklu cihaz kullanıcıları için tasarlanmış durumda. Adaptör, GaN teknolojisi sayesinde geleneksel silikon tabanlı şarj cihazlarına kıyasla daha küçük bir gövdeye sahip.

Yeni adaptör, tek bir USB-C portu üzerinden 100W'a kadar güç çıkışı sağlıyor. Bu güç seviyesi, dizüstü bilgisayarlar, tabletler ve akıllı telefonlar gibi geniş bir cihaz yelpazesini hızlıca şarj etmeye yetiyor. Baseus, cihazın PD 3.0 ve QC 4.0+ gibi hızlı şarj protokollerini desteklediğini belirtiyor.

Kompakt boyutlarına rağmen adaptör, aşırı ısınma, kısa devre ve aşırı akıma karşı koruma gibi güvenlik özelliklerini de beraberinde getiriyor. Şirket, cihazın katlanabilir fiş tasarımı sayesinde taşımasının kolay olduğunu vurguluyor. Bu özellik, özellikle çanta veya cepte taşıma sırasında pratiklik sunuyor.

Baseus'un yeni adaptörü, şu anda şirketin resmi web sitesi ve yetkili satıcılar aracılığıyla satışa sunulmuş durumda. Ürünün fiyatı, benzer güç çıkışına sahip rakiplerine kıyasla oldukça rekabetçi bir seviyede belirlenmiş. Şirket, bu fiyatlandırma stratejisiyle geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmeyi hedefliyor.

Adaptörün çıkış tarihi ve bulunabilirliği hakkında Baseus, ürünün küresel pazarlarda kademeli olarak kullanıma sunulacağını açıkladı. İlk etapta belirli bölgelerde satışa çıkan cihazın, önümüzdeki dönemde daha fazla ülkede raflarda yer alması bekleniyor. Kullanıcılar, ürünü satın almak için Baseus'un çevrimiçi mağazasını veya bölgesel distribütörleri takip edebilir.

Baseus, bu yeni adaptörle birlikte GaN teknolojisini daha erişilebilir kılmayı amaçlıyor. Şirket, kompakt ve uygun fiyatlı çözümlerle kullanıcıların şarj deneyimini iyileştirmeyi hedefliyor. Yeni 100W GaN şarj adaptörü, yüksek performansı küçük bir pakette sunarak dikkat çekiyor.

Fireball Burn
Fireball Burn
Sonraki Haber

Sony, True RGB Teknolojili Bravia 9 II ve Bravia 7 II TV Modellerini Tanıttı

Sony, True RGB destekli yeni Bravia 9 II ve Bravia 7 II televizyon serisini duyurdu. Yeni modeller, gelişmiş renk doğruluğu ve parlaklık sunuyor.

Biznab Editör
·
Sony, True RGB Teknolojili Bravia 9 II ve Bravia 7 II TV Modellerini Tanıttı

Sony, televizyon portföyünü True RGB teknolojisiyle donatılmış yeni Bravia 9 II ve Bravia 7 II modelleriyle genişletti. Şirket, bu yeni serinin özellikle renk doğruluğu ve parlaklık konusunda önemli iyileştirmeler getirdiğini belirtiyor. True RGB teknolojisi, her pikselde kırmızı, yeşil ve mavi alt piksellerin bağımsız olarak kontrol edilmesini sağlayarak daha canlı ve gerçekçi görüntüler sunuyor.

Bravia 9 II, üst düzey performans arayan kullanıcılar için tasarlanmış bir model olarak öne çıkıyor. 85 inçe kadar ekran seçenekleri sunan bu televizyon, 4K çözünürlük ve 120 Hz yenileme hızıyla geliyor. Ayrıca, HDMI 2.1 desteği sayesinde oyun konsolları ve diğer yüksek bant genişliği gerektiren cihazlarla uyumlu çalışıyor. Sony’nin Cognitive Processor XR işlemcisi, görüntü ve ses kalitesini optimize etmek için yapay zekadan yararlanıyor.

Bravia 7 II ise daha uygun fiyatlı bir seçenek olarak konumlandırılmış durumda. Bu model de True RGB teknolojisini barındırıyor ancak bazı özelliklerde kısıtlamalar bulunuyor. Örneğin, 65 inçe kadar ekran boyutları sunulurken, yenileme hızı 60 Hz ile sınırlandırılmış. Yine de, HDR10, Dolby Vision ve HLG gibi yüksek dinamik aralık formatlarını destekliyor. Her iki model de Google TV işletim sistemiyle çalışıyor ve yerleşik Chromecast ile akıllı ev entegrasyonu sağlıyor.

Sony, yeni televizyonların ses performansına da özel önem vermiş. Bravia 9 II, Acoustic Surface Audio+ teknolojisiyle ekranın kendisini bir hoparlör gibi kullanarak sesi doğrudan görüntünün geldiği noktadan yayıyor. Bravia 7 II ise daha geleneksel bir hoparlör konfigürasyonuna sahip ancak yine de Dolby Atmos desteğiyle etkileyici bir ses deneyimi vadediyor. Her iki modelde de X-Balanced Speaker ünitesi kullanılıyor.

Yeni serinin fiyatlandırması, model ve ekran boyutuna göre değişiklik gösteriyor. Bravia 9 II’nin 55 inç versiyonu 1.999 dolar, 65 inç versiyonu 2.499 dolar, 75 inç versiyonu 3.499 dolar ve 85 inç versiyonu 4.999 dolar olarak belirlenmiş. Bravia 7 II ise 55 inç için 1.299 dolar, 65 inç için 1.699 dolar ve 75 inç için 2.299 dolar fiyat etiketine sahip. Satışların Nisan 2025 itibarıyla başlaması planlanıyor.

Sony, bu yeni modellerle özellikle renk doğruluğu ve parlaklık konusunda rakiplerine karşı avantaj elde etmeyi hedefliyor. True RGB teknolojisi, geleneksel LED TV’lere kıyasla daha geniş bir renk gamı ve daha yüksek tepe parlaklığı sunuyor. Şirket, bu sayede hem film hem de oyun deneyiminin önemli ölçüde iyileştiğini iddia ediyor. Ayrıca, düşük gecikme süresi ve değişken yenileme hızı (VRR) desteğiyle oyunculara hitap ediyor.

Sony’nin yeni Bravia serisi, şirketin premium televizyon pazarındaki iddiasını sürdürdüğünü gösteriyor. True RGB teknolojisinin yanı sıra, gelişmiş işlemci ve ses sistemleriyle donatılan bu modeller, üst düzey bir ev sinema deneyimi arayan kullanıcılar için cazip seçenekler sunuyor. Satışa sunulacakları Nisan 2025 tarihi, teknoloji meraklıları tarafından merakla bekleniyor.

Space Hero X
Space Hero X
Sonraki Haber

NASA uyduları İran'daki gizemli GPS sinyal bozucuyu tespit etti

NASA uyduları, kasırga rüzgar hızlarını ve buz tabakalarını izlemek için tasarlanmış olmalarına rağmen, GPS sinyal bozucularının yaklaşık konumlarını belirleyebildi. Zephr.xyz CEO'su Sean Gorman liderliğindeki bir deneyde, iki farklı NASA uydu sistemi İran'daki bir GPS bozucuyu birkaç kilometre hassasiyetle tespit etti.

Biznab Editör
·
NASA uyduları İran'daki gizemli GPS sinyal bozucuyu tespit etti

NASA'nın kasırga rüzgar hızlarını ve eriyen buz tabakalarını gözlemlemek için geliştirdiği uydular, beklenmedik bir yetenek daha sergiledi: GPS sinyal bozucularının yaklaşık konumlarını tespit etmek. Bu keşif, küresel çapta artan GPS parazitlenmesi karşısında uçaklar ve gemiler için yüksek riskli bölgelerin izlenmesine yardımcı olabilir. Konum tabanlı teknoloji şirketi Zephr.xyz'in CEO'su ve kurucu ortağı Sean Gorman tarafından yürütülen bir deney, iki farklı NASA uydu sisteminin İran'da bulunan bilinen ancak gizemli bir GPS bozucuyu birkaç kilometrelik bir hata payıyla tespit edebildiğini ortaya koydu. Deneyin detayları GPS World dergisinde yayımlandı.

GPS sinyal bozucuları, ABD tarafından işletilen GPS uyduları ve diğer küresel navigasyon uydu sistemlerinden gelen zayıf radyo sinyallerini bastırmak için güçlü sinyaller kullanıyor. Bu cihazlar genellikle askeri amaçlarla veya izinsiz takibi engellemek için kullanılsa da, sivil havacılık ve denizcilik için ciddi güvenlik riskleri oluşturuyor. NASA'nın bu tür bozucuları tespit edebilmesi, özellikle çatışma bölgelerinde veya hassas alanlarda navigasyon güvenliğini artırabilir.

Araştırmaya dahil olmayan Kaliforniya merkezli uydu üreticisi Muon Space'te GNSS sistemleri ve veri ekibinin baş bilim insanı Clara Chew, NASA uydularının "gerçek zamanlı izleme" yapamayacağını veya GPS bozucularının kesin konumunu belirleyemeyeceğini belirtti. Ancak Chew, Ars'a yaptığı açıklamada, yaklaşık konumların tespit edilmesinin "uçuş planlaması için potansiyel olarak faydalı olabileceğini" ve "deniz taşımacılığı için yüksek riskli alanları işaret edebileceğini" söyledi.

Deneyde kullanılan NASA uyduları, başlangıçta Dünya'nın iklim sistemlerini ve hava olaylarını incelemek için tasarlanmıştı. Ancak araştırmacılar, bu uyduların GPS sinyallerindeki anormallikleri algılama yeteneğini keşfetti. Gorman ve ekibi, İran'da faaliyet gösterdiği bilinen bir GPS bozucuyu hedef alarak, uydu verilerini analiz etti ve bozucunun konumunu birkaç kilometre içinde doğrulukla belirlemeyi başardı.

Bu yetenek, özellikle Orta Doğu gibi GPS parazitlenmesinin yaygın olduğu bölgelerde kritik önem taşıyor. Sivil havacılık otoriteleri ve denizcilik şirketleri, bu tür verileri kullanarak rotalarını yeniden planlayabilir veya riskli bölgelerden kaçınabilir. Ancak Chew, mevcut sistemlerin anlık uyarı sağlayamayacağını, bu nedenle gerçek zamanlı güvenlik uygulamaları için henüz yeterli olmadığını vurguladı.

NASA, bu keşfin ardından uydu sistemlerinin GPS bozucu tespiti için optimize edilmesi konusunda henüz resmi bir açıklama yapmadı. Bununla birlikte, araştırma, mevcut uzay tabanlı gözlem platformlarının beklenmedik kullanım alanlarına ışık tutuyor. Gorman'ın çalışması, GPS parazitlenmesinin küresel ölçekte izlenmesi için yeni bir yöntem sunarken, bu teknolojinin ticari ve askeri uygulamalara entegrasyonu için daha fazla araştırma gerekiyor.

Deneyin sonuçları, GPS bozucularının tespitinde uydu tabanlı yöntemlerin potansiyelini gösterse de, kesin konum belirleme ve gerçek zamanlı izleme gibi sınırlamalar devam ediyor. Chew, bu tür bir sistemin "yüksek riskli bölgeleri işaret etmek" için kullanılabileceğini ancak "tek başına bir güvenlik çözümü olmadığını" belirtti. NASA ve diğer uzay ajanslarının, bu yeteneği geliştirmek için yeni sensörler ve algoritmalar üzerinde çalışması bekleniyor.

Benzer Haberler