Apple, Vision Pro ile tekerlekli sandalye kontrolü sağlayacak erişilebilirlik özelliğini duyurdu
Apple, Apple Intelligence destekli yeni erişilebilirlik özelliklerini duyurdu. Vision Pro kullanıcıları, göz hareketleriyle uyumlu bir tekerlekli sandalyeyi kontrol edebilecek.
Apple, yapay zeka destekli yeni erişilebilirlik özelliklerini tanıttı. Şirket, Vision Pro gözlüğü kullanıcılarının göz hareketleriyle uyumlu bir tekerlekli sandalyeyi kontrol etmesine olanak tanıyan bir özellik geliştirdi. Bu yenilik, Apple'ın engelli bireyler için teknolojiyi daha kapsayıcı hale getirme çabalarının bir parçası olarak öne çıkıyor.
Yeni özellik, Vision Pro'nun göz izleme teknolojisini kullanarak çalışıyor. Kullanıcılar, belirli bir noktaya bakarak tekerlekli sandalyenin hareket etmesini sağlayabiliyor. Sistem, kullanıcının bakış yönünü algılayarak sandalyeyi ileri, geri veya yanlara doğru yönlendirebiliyor. Apple, bu teknolojinin özellikle hareket kısıtlılığı olan bireyler için önemli bir bağımsızlık aracı olacağını belirtiyor.
Apple Intelligence adı verilen yapay zeka sistemi, kullanıcının niyetini daha iyi anlamak için makine öğreniminden yararlanıyor. Sistem, kullanıcının bakış desenlerini analiz ederek yanlışlıkla yapılan bakışları ayırt edebiliyor ve yalnızca kasıtlı komutları uyguluyor. Bu sayede kullanıcılar, çevrelerine bakarken sandalyenin istenmeyen şekilde hareket etmesi gibi sorunlarla karşılaşmıyor.
Apple, bu özelliğin yanı sıra başka erişilebilirlik yenilikleri de duyurdu. Bunlar arasında, işaret dili tercümesi için geliştirilmiş bir uygulama ve görme engelliler için sesli betimleme iyileştirmeleri yer alıyor. Şirket, tüm bu özelliklerin Apple Intelligence altyapısı sayesinde daha akıllı ve kullanıcı dostu hale geldiğini vurguluyor.
Tekerlekli sandalye kontrol özelliği, şu anda belirli bir tekerlekli sandalye modeliyle uyumlu olarak geliştiriliyor. Apple, özelliğin ilerleyen dönemde daha fazla cihazla çalışacak şekilde genişletileceğini duyurdu. Özelliğin ne zaman kullanıma sunulacağına dair henüz kesin bir tarih verilmiş değil.
Apple'ın bu hamlesi, teknoloji devlerinin erişilebilirlik alanına yaptığı yatırımların bir örneği olarak dikkat çekiyor. Şirket, daha önce de iPhone ve iPad'de göz izleme desteği sunmuş, ancak bu özelliği bir tekerlekli sandalye ile entegre eden ilk uygulama oluyor. Apple, özelliğin geliştirilmesinde engelli bireylerin geri bildirimlerinden yararlandığını belirtiyor.
Yeni erişilebilirlik özellikleri, Apple'ın yıllık Dünya Engelliler Günü etkinlikleri kapsamında duyuruldu. Şirket, bu özelliklerin önümüzdeki aylarda yazılım güncellemeleriyle kullanıcılara sunulacağını açıkladı. Vision Pro kullanıcıları, tekerlekli sandalye kontrol özelliğini deneyimlemek için uyumlu bir cihaza ve güncel yazılıma ihtiyaç duyacak.
Intel Destekli Mac Dönemi macOS 27 ile Sona Eriyor: Apple Silicon'a Tam Geçiş
Apple, 8 Haziran 2026'daki WWDC26'da tanıtılması beklenen macOS 27 ile Intel tabanlı Mac modellerine yazılım desteğini sonlandıracak. Şirket, Apple Silicon çiplerine odaklanan stratejisi kapsamında Intel işlemcili bilgisayarlar için yeni işletim sistemi desteğini kesmeye hazırlanıyor.
Apple, uzun süredir devam eden geçiş sürecinde sona yaklaşıyor. 8 Haziran 2026 tarihinde gerçekleşecek olan WWDC26 etkinliği ile tanıtılması beklenen yeni nesil işletim sistemi macOS 27, Intel tabanlı Mac modelleri için yolun sonu anlamına geliyor. Şirket, kendi silikon çiplerine (Apple Silicon) odaklanan stratejisi doğrultusunda, Intel işlemcili bilgisayarlar için yazılım desteğini resmi olarak kesmeye hazırlanıyor.
Bu hamle, Apple'ın 2020 yılında başlattığı Apple Silicon geçişinin nihai aşaması olarak değerlendiriliyor. O tarihten bu yana şirket, MacBook Air, MacBook Pro, iMac, Mac mini ve Mac Pro gibi ürün gruplarını kendi tasarımı olan M serisi çiplerle donattı. Intel işlemcili modeller ise kademeli olarak üretimden kaldırıldı. Ancak halihazırda kullanılmakta olan Intel tabanlı Mac'ler, macOS 27 ile birlikte güncelleme alamayacak.
macOS 27'nin Intel desteğini kesmesi, yalnızca işletim sistemi güncellemelerini değil, aynı zamanda güvenlik yamalarını ve uygulama uyumluluğunu da etkileyecek. Apple, genellikle bir işletim sistemi sürümü için üç yıl boyunca güvenlik güncellemesi yayımlıyor. Bu nedenle Intel Mac kullanıcıları, macOS 26'nın son güvenlik yamalarını aldıktan sonra tamamen destek dışı kalacak.
Geçiş süreci, Apple'ın yazılım geliştirme kaynaklarını tek bir mimariye odaklamasına olanak tanıyor. Şirket, macOS 27 ile birlikte Apple Silicon'a özel yeni özellikler ve performans iyileştirmeleri sunmayı planlıyor. Bu durum, Intel tabanlı Mac'lerin artık en yeni teknolojilerden yararlanamayacağı anlamına geliyor.
Apple'ın bu kararı, kullanıcıları yeni donanımlara yönlendirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Şirket, M serisi çiplerin enerji verimliliği ve performans avantajlarını vurgulayarak Intel Mac kullanıcılarını yükseltmeye teşvik ediyor. Özellikle M4 ve sonraki nesil çiplerle birlikte, Apple Silicon'un yapay zeka ve grafik işleme gibi alanlarda sunduğu yetenekler ön plana çıkıyor.
Intel Mac kullanıcıları için mevcut durumda net bir yol haritası bulunuyor. macOS 26, bu kullanıcıların alabileceği son büyük işletim sistemi güncellemesi olacak. Ardından, yalnızca güvenlik yamaları bir süre daha devam edecek. Ancak uzun vadede, yeni uygulamalar ve güncellemeler Apple Silicon'a özel olarak geliştirilecek.
Apple, WWDC26'da macOS 27'nin yanı sıra iOS 20, iPadOS 20 ve watchOS 11 gibi diğer işletim sistemi sürümlerini de tanıtacak. Etkinlikte, Apple Silicon'a geçişin tamamlandığı ve Intel desteğinin resmen sona erdiği duyurulacak. Şirket, bu adımla birlikte donanım ve yazılım entegrasyonunu daha da derinleştirmeyi hedefliyor.
macOS 27'nin beta sürümü, WWDC26'nın hemen ardından geliştiricilere sunulacak. Nihai sürümün ise Eylül 2026'da yayımlanması bekleniyor. Intel tabanlı Mac'ler için bu, Apple ekosisteminde bir dönemin kapanışı anlamına geliyor.
Japonya 560 GHz Bandında 6G Hız Rekoru Kırdı: 100 Gbps’e Ulaşıldı
Japonya'daki Tokushima Üniversitesi araştırmacıları, 560 GHz terahertz bandında optik mikrocomb teknolojisiyle 100 Gbps hıza ulaşarak 6G için önemli bir adım attı.
Dünya genelinde 5G altyapısı yaygınlaşmaya devam ederken, teknoloji dünyasının gözü çoktan bir sonraki nesil olan 6G standartlarına çevrildi. Bu alanda uzun süredir önemli Ar-Ge çalışmaları yürüten Japonya, geleceğin iletişim ağlarının temelini oluşturacak çok kritik bir başarıya imza attı. Tokushima Üniversitesi araştırmacıları, optik mikrocomb (mikrotarak) teknolojisinden faydalanarak gerçekleştirdikleri kablosuz veri iletim deneylerinde, 560 GHz terahertz bandında 100 Gbps hıza ulaştı. Bu başarı, 6G teknolojisinin teorik sınırlarına yaklaşılması açısından büyük önem taşıyor.
Deneylerde kullanılan optik mikrocomb teknolojisi, birden fazla frekansı aynı anda üretebilen bir lazer sistemi olarak çalışıyor. Bu sistem, terahertz dalgalarını daha kararlı ve verimli bir şekilde iletmeyi mümkün kılıyor. Araştırmacılar, 560 GHz bandında elde ettikleri bu hızın, 6G'nin hedeflediği 100 Gbps'lik veri hızına ulaşma potansiyelini gösterdiğini belirtiyor. Mevcut 5G ağlarında maksimum hızlar genellikle 10-20 Gbps seviyelerinde kalırken, 6G ile bu rakamın on katına çıkılması hedefleniyor.
Tokushima Üniversitesi ekibi, bu deneylerde ayrıca 300 GHz bandında da iletim gerçekleştirdi. Her iki bantta da elde edilen sonuçlar, terahertz frekanslarının yüksek hızlı veri iletimi için uygun olduğunu kanıtladı. Terahertz dalgaları, milimetre dalgalarına kıyasla daha geniş bant genişliği sunuyor ancak atmosferde daha hızlı zayıflıyor. Bu nedenle 6G altyapısında, kısa mesafeli ve yüksek kapasiteli bağlantılar için terahertz frekanslarının kullanılması planlanıyor.
Japonya, 6G teknolojisinde küresel liderlik hedefiyle hareket ediyor. Ülkede hem üniversiteler hem de özel sektör, 6G için gerekli altyapı ve bileşenler üzerinde yoğun çalışmalar yürütüyor. Tokushima Üniversitesi'nin bu başarısı, Japonya'nın 6G yarışında önemli bir avantaj elde etmesini sağladı. Araştırmacılar, bu teknolojinin ticarileşmesi için daha fazla test ve optimizasyon gerektiğini ancak elde edilen sonuçların umut verici olduğunu ifade ediyor.
6G'nin 2030 yılı civarında ticari olarak kullanıma sunulması bekleniyor. Bu yeni nesil iletişim teknolojisi, sadece daha yüksek hızlar değil, aynı zamanda daha düşük gecikme süreleri ve daha fazla cihaz desteği vaat ediyor. Özellikle otonom araçlar, akıllı şehirler ve sanal gerçeklik gibi uygulamalar için 6G kritik öneme sahip. Japonya'daki bu gelişme, 6G'nin vaat ettiği yüksek hızlara ulaşılabileceğini gösteren somut bir kanıt olarak değerlendiriliyor.
Tokushima Üniversitesi araştırmacıları, deneylerde kullanılan optik mikrocomb teknolojisinin daha da geliştirilmesi halinde, 6G ağlarında terahertz frekanslarının verimli bir şekilde kullanılabileceğini belirtiyor. Şu anda 560 GHz bandında 100 Gbps hıza ulaşılması, bu teknolojinin potansiyelini ortaya koyuyor. Ancak ticari uygulamalar için daha kompakt ve enerji verimli sistemlerin geliştirilmesi gerekiyor.
Japonya'nın bu başarısı, 6G teknolojisinin gelişiminde bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Araştırma ekibi, çalışmalarının sonuçlarını uluslararası bir dergide yayımladı. Bu yayın, 6G alanında çalışan diğer araştırmacılar için de önemli bir referans kaynağı oluşturacak. Önümüzdeki yıllarda benzer deneylerin farklı frekans bantlarında ve daha uzun mesafelerde tekrarlanması bekleniyor.
Meta, Yapay Zeka Odaklı Yeniden Yapılanma Kapsamında 8 Bin Kişiyi İşten Çıkarıyor
Meta, yapay zeka stratejisine odaklanmak için küresel iş gücünün yaklaşık yüzde 10'una denk gelen 8 bin çalışanını işten çıkarıyor. Şirket, 20 Mayıs itibarıyla başlayan bu süreçle yapay zeka araçları ve uygulamaları geliştirmeye ağırlık verecek.
Meta, yapay zeka alanındaki rekabette güç kazanmak amacıyla kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecine girdi. Şirket, stratejisini tamamen yapay zeka odaklı araçlar ve uygulamalar geliştirmek üzerine kurarken, bu dönüşümün maliyeti çalışanlar için ağır oldu. Gelen bilgilere göre Meta, 20 Mayıs tarihi itibarıyla dünya genelindeki iş gücünün yaklaşık yüzde 10'una denk gelen 8 bine yakın çalışanını işten çıkarıyor.
Bu karar, Meta'nın yapay zeka yatırımlarını hızlandırma ve verimliliği artırma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Şirket, son dönemde büyük dil modelleri, yapay zeka destekli reklam araçları ve sanal asistanlar gibi alanlara yoğunlaşmış durumda. İşten çıkarmaların, bu alanlardaki çalışmaları hızlandırmak ve kaynakları daha etkin kullanmak için yapıldığı belirtiliyor.
Meta'nın bu hamlesi, teknoloji devlerinin yapay zeka yarışında daha çevik ve odaklı hale gelme çabalarının bir yansıması olarak görülüyor. Şirket, geçtiğimiz yıl da binlerce çalışanını işten çıkarmış ve yapay zeka ekiplerini büyütmek için yeniden yapılanmaya gitmişti. Bu kez hedef, daha derin bir dönüşüm ve yapay zeka odaklı ürünlerin geliştirilmesini hızlandırmak.
İşten çıkarmaların hangi departmanları ve bölgeleri etkileyeceği konusunda henüz net bir bilgi bulunmuyor. Ancak Meta'nın, özellikle yapay zeka dışındaki projelerde ve idari birimlerde kesintiye gitmesi bekleniyor. Şirket, bu süreçte çalışanlarına kıdem tazminatı ve kariyer desteği sunacağını açıkladı.
Meta CEO'su Mark Zuckerberg, daha önce yaptığı açıklamalarda şirketin yapay zeka alanına büyük yatırım yapacağını ve bu alanda lider olmayı hedeflediğini belirtmişti. Bu yeniden yapılanma, Zuckerberg'in vizyonunun bir parçası olarak değerlendiriliyor. Şirket, yapay zeka sayesinde reklam gelirlerini artırmayı ve yeni gelir kaynakları yaratmayı planlıyor.
Meta'nın bu kararı, teknoloji sektöründe yapay zeka odaklı dönüşümün hızlandığı bir dönemde geldi. Apple, Google ve Microsoft gibi rakipler de benzer şekilde yapay zeka yatırımlarını artırırken, Meta'nın bu hamlesi sektördeki rekabeti daha da kızıştırabilir. İşten çıkarmaların, şirketin kısa vadeli maliyetlerini düşürmesi ve uzun vadede yapay zeka alanında daha güçlü bir konum elde etmesine yardımcı olması bekleniyor.
Meta, 20 Mayıs itibarıyla başlayan bu süreçte 8 bin çalışanının işine son vereceğini duyurdu. Şirket, yeniden yapılanmanın tamamlanmasının ardından yapay zeka odaklı yeni ürün ve hizmetleri piyasaya sürmeyi planlıyor.
Xbox Oyuncularından Net Talep: Özel Oyunlar, Geri Uyumluluk ve Ücretsiz Çevrimiçi Oyun
Microsoft'un yeni Xbox Player Voice portalında en çok oy alan talepler arasında Xbox'a özel oyunlar, daha fazla geri uyumlu oyun ve ücretsiz çevrimiçi çok oyunculu mod yer alıyor. Xbox CEO'su Asha Sharma, özel oyun stratejisini yeniden değerlendirdiğini ancak kesin bir taahhüt vermediğini belirtti.
Microsoft, dün kullanıma sunduğu Xbox Player Voice portalı ile oyunculardan geri bildirim toplamayı ve bu süreci daha görünür kılmayı hedefliyor. Portalın açılmasının üzerinden çok geçmeden Xbox hayranları beklentilerini net bir şekilde ortaya koydu. En fazla oy alan talepler arasında Xbox konsoluna özel oyunların artırılması, geri uyumlu oyun kataloğunun genişletilmesi ve çevrimiçi çok oyunculu modun ücretsiz hale getirilmesi yer alıyor.
Xbox CEO'su Asha Sharma, daha önce yaptığı açıklamada Xbox'a özel oyunlar ve oyunların farklı platformlarda yayınlanma stratejisini "yeniden değerlendirdiğini" söylemişti. Ancak şu ana kadar oyunların PlayStation ve Nintendo Switch'e portlanması kararından geri dönüleceğine dair kesin bir taahhüt verilmiş değil. Sharma'nın bu açıklaması, oyuncuların taleplerine rağmen Microsoft'un mevcut stratejisini sürdürebileceği yorumlarına neden oldu.
Xbox Player Voice portalında en çok oy alan başlıklardan biri, "Xbox, harika oyun özel oyunları üzerine inşa edildi" ifadesiyle başlıyor. Oyuncular, Microsoft'un son dönemde bazı oyunları rakip platformlara taşımasının Xbox donanım satışlarını olumsuz etkilediğini düşünüyor. Geri uyumluluk talebi ise özellikle eski nesil oyunların yeni konsollarda sorunsuz çalıştırılmasını isteyen kullanıcılardan geliyor.
Ücretsiz çevrimiçi çok oyunculu oyun talebi, Xbox Live Gold aboneliğinin kaldırılması yönündeki uzun süredir devam eden bir beklentiyi yansıtıyor. Microsoft, 2021'de ücretsiz oyunlar için çevrimiçi oyun zorunluluğunu kaldırmış ancak ücretli oyunlar için hâlâ abonelik gerekiyor. Oyuncular, PlayStation'ın da benzer bir adım atmasının ardından Xbox'ın da bu ücreti tamamen kaldırmasını istiyor.
Portalda ayrıca Xbox Game Pass'in kalitesinin artırılması, daha sık indirimler ve donanım iyileştirmeleri gibi talepler de öne çıkıyor. Microsoft, toplanan geri bildirimleri değerlendirerek gelecek dönemdeki politikalarını şekillendireceğini duyurdu. Şirketin bu taleplere ne ölçüde yanıt vereceği ise merak konusu.
Xbox Player Voice portalı, şu anda tüm Xbox kullanıcılarının erişimine açık durumda. Oyuncular, portal üzerinden mevcut taleplere oy verebiliyor veya yeni önerilerde bulunabiliyor. Microsoft, bu platformu düzenli olarak güncelleyeceğini ve en popüler talepler hakkında resmi açıklamalar yapacağını belirtti.








