Biznab
𝕏fin

Steam Deck OLED, Kuzey Amerika'da 24 saat içinde tükendi

Valve'ın Steam Deck OLED fiyatını artırmasının ardından cihaz, ABD ve Kanada'da 24 saatten kısa sürede tükendi. Avrupa, Avustralya ve Asya'da ise stoklar devam ediyor.

Biznab Editör
·
Steam Deck OLED, Kuzey Amerika'da 24 saat içinde tükendi

Valve'ın Steam Deck OLED modeli için yaptığı fiyat artışının ardından cihaz, Kuzey Amerika'da bir gün içinde tükendi. Şirket, geçtiğimiz günlerde yeniden stoklara girdiğini duyurduğu taşınabilir oyun konsolunun ABD ve Kanada'daki satışlarını durdurdu. Diğer bölgelerde ise durum farklılık gösteriyor.

Perşembe sabahı yapılan kontrollerde, Avrupa ve Avustralya'daki Steam mağazalarında cihazın hâlâ satışta olduğu görüldü. Asya pazarında ise Valve'ın satış ortağı Komodo üzerinden temin edilebiliyor. Bu bölgelerde stokların ne kadar süreyle devam edeceği ise belirsizliğini koruyor.

Satılan birim sayısı net olarak bilinmese de, bu satışlar Steam'in en çok satanlar listesinde Steam Deck OLED'i zirveye taşıdı. Liste son 24 saatteki toplam gelire göre sıralandığından, 789 dolarlık cihazın en yakın rakibi olan 70 dolarlık 007 First Light oyunundan daha az adet satmış olması mümkün.

Valve'ın Steam Deck sayfasında, cihazın bazı bölgelerde bellek ve depolama sıkıntısı nedeniyle aralıklı olarak stok dışı kalabileceği uyarısı yer alıyor. Bu uyarı ilk kez Şubat ayında yayımlanmıştı ve stok takip sitelerine göre o tarihten bu yana cihaz yalnızca çok kısa sürelerle satışa sunuldu.

Fiyat artışına rağmen talebin yüksek olması, Steam Deck'in popülerliğini koruduğunu gösteriyor. OLED modeli, önceki versiyona göre daha yüksek fiyat etiketine sahip olsa da, kullanıcıların ilgisi devam ediyor.

Kuzey Amerika'daki stokların ne zaman yenileneceği henüz açıklanmadı. Valve, konuyla ilgili resmi bir duyuru yapmazken, diğer bölgelerdeki kullanıcılar cihazı satın almak için fırsatı değerlendirebilir.

💡 Bu konudaki aracımızı deneyin

Resim Boyutlandırıcı

Fotoğraflarınızı istediğiniz boyuta getirin

Sonraki Haber

NASA, Artemis programı kapsamında Ay'ın güney kutbunda yüzlerce kilometrekarelik dev üs planını açıkladı

NASA, Artemis programı çerçevesinde Ay'ın güney kutbunda yüzlerce kilometrekarelik bir üs kurmayı planlıyor. Projede zıplayan dronalar ve yeni nesil araçlar kritik görevler üstlenecek.

Biznab Editör
·
NASA, Artemis programı kapsamında Ay'ın güney kutbunda yüzlerce kilometrekarelik dev üs planını açıkladı

NASA, Artemis programı kapsamında Ay'ın güney kutbunda yüzlerce kilometrekarelik dev bir üs kurmaya hazırlanıyor. Uzay ajansı, bu devasa yapının inşasında zıplayan dronalar ve yeni nesil araçların kritik roller üstleneceğini duyurdu. Plan, insanlığın Ay'da kalıcı varlık kurma hedefinin en somut adımı olarak değerlendiriliyor.

Artemis programı, 2020'lerin ortasında Ay yüzeyine astronot indirmeyi ve ardından sürdürülebilir bir üs kurmayı amaçlıyor. NASA'nın açıkladığı yeni plana göre, üs Ay'ın güney kutbundaki Shackleton Krateri çevresinde yer alacak. Bu bölge, sürekli güneş ışığı alan tepeler ve gölgede kalan kraterler arasında su buzu rezervlerine ev sahipliği yapıyor. Su buzu, içme suyu, oksijen ve roket yakıtı üretimi için kritik öneme sahip.

Üssün inşasında kullanılacak teknolojiler arasında en dikkat çekeni, zıplayarak hareket eden dronalar. Bu araçlar, engebeli Ay yüzeyinde sıçrayarak ilerleyebilecek ve keşif, malzeme taşıma gibi görevleri yerine getirecek. NASA, bu dronaların özellikle kraterlerin derinliklerindeki buz yataklarına ulaşmak için tasarlandığını belirtiyor. Ayrıca, yeni nesil basınçlı gezgin araçlar da astronotların uzun mesafeli keşifler yapmasına olanak tanıyacak.

NASA, üssün modüler bir yapıda olacağını ve zamanla genişletilebileceğini açıkladı. İlk aşamada, 4-6 kişilik bir ekibin birkaç hafta kalabileceği bir habitat kurulması planlanıyor. Daha sonra bu habitat, daha büyük yaşam alanları, laboratuvarlar ve enerji santralleri ile genişletilecek. Üssün enerji ihtiyacı, güneş panelleri ve küçük nükleer reaktörlerle karşılanacak.

Projenin lojistik desteği, SpaceX'in Starship ve Blue Origin'in Blue Moon gibi ticari iniş araçlarıyla sağlanacak. NASA, bu araçların hem malzeme hem de mürettebat taşımasında kullanılacağını belirtiyor. Ayrıca, Ay yörüngesindeki Gateway uzay istasyonu, üs ile Dünya arasında bir aktarma merkezi görevi görecek.

NASA yetkilileri, üssün 2030'ların başında faaliyete geçmesini hedeflediklerini söylüyor. Ancak bu takvim, bütçe onayları ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak değişebilir. Artemis programının şu ana kadar 30 milyar doları aşan bir bütçeye sahip olduğu ve Kongre'nin desteğinin sürdüğü belirtiliyor.

Uzay ajansı, Ay üssünün sadece bilimsel araştırmalar için değil, aynı zamanda Mars'a yapılacak insanlı görevler için bir hazırlık alanı olacağını vurguluyor. Ay'da yaşam ve çalışma deneyimi, uzun süreli uzay yolculukları için gerekli teknolojilerin test edilmesine olanak tanıyacak. NASA, bu projeyle insanlığın uzaydaki kalıcı varlığının temelini atmayı amaçlıyor.

Block Rush Pro
Block Rush Pro
Sonraki Haber

Roketsan'ın yeni nesil akıllı mühimmatları: NEŞTER, CİDA ve CİRİT

Roketsan, patlayıcı içermeyen ancak yüksek öldürücülüğe sahip NEŞTER suikast füzesi, CİDA mini seyir füzesi ve CİRİT Anti-İHA sistemi dahil dört yeni akıllı mühimmatını tanıttı.

Biznab Editör
·
Roketsan'ın yeni nesil akıllı mühimmatları: NEŞTER, CİDA ve CİRİT

Roketsan, savunma sanayisinde yeni bir dönemi işaret eden dört farklı akıllı mühimmat sistemini gün yüzüne çıkardı. Şirket, patlayıcı madde içermeyen ancak hedefini etkisiz hale getirme kabiliyeti yüksek olan NEŞTER adlı suikast füzesini tanıttı. Bu sistem, geleneksel patlayıcıların yarattığı çevresel hasarı minimize ederken, hassas vuruş kabiliyetiyle öne çıkıyor.

NEŞTER füzesi, özellikle terörle mücadele ve özel operasyonlarda kullanılmak üzere tasarlandı. Patlayıcı içermeyen yapısı sayesinde hedef dışındaki unsurlara zarar verme riski en aza indirgeniyor. Füze, yüksek kinetik enerjiyle hedefi imha ediyor ve bu yönüyle suikast görevlerinde etkili bir çözüm sunuyor.

CİDA ise mini seyir füzesi olarak dikkat çekiyor. Kompakt boyutları sayesinde farklı platformlardan fırlatılabilen CİDA, düşük maliyetli ve yüksek isabet oranına sahip. Özellikle kentsel alanlarda veya sınırlı hareket kabiliyeti olan bölgelerde kullanılmak üzere geliştirilen bu füze, hedefini otonom olarak tespit edip imha edebiliyor.

CİRİT Anti-İHA sistemi, artan insansız hava aracı tehdidine karşı geliştirildi. Bu sistem, düşük maliyetli ve etkili bir çözüm olarak öne çıkıyor. CİRİT, lazer güdümlü mühimmatlarıyla İHA'ları hedef alıyor ve yüksek başarı oranıyla dikkat çekiyor. Sistem, hem karadan hem de havadan kullanılabilecek şekilde tasarlandı.

Roketsan ayrıca, mevcut CİRİT mühimmatının yeni bir versiyonunu da tanıttı. Bu versiyon, daha uzun menzil ve daha yüksek tahrip gücü sunuyor. Yeni CİRİT, özellikle zırhlı araçlara ve sabit hedeflere karşı etkili olacak şekilde geliştirildi.

Şirket yetkilileri, bu yeni sistemlerin tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirildiğini vurguladı. Roketsan, bu mühimmatların seri üretimine başlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Sistemlerin ilk teslimatlarının 2025 yılı içerisinde yapılması planlanıyor.

NEŞTER, CİDA ve CİRİT gibi akıllı mühimmatlar, Türk savunma sanayisinin artan yeteneklerini gözler önüne seriyor. Bu sistemler, hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlarda ilgi görmesi bekleniyor. Roketsan, bu ürünlerle birlikte küresel savunma pazarındaki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.

Fireball Burn
Fireball Burn
Sonraki Haber

Sony BRAVIA Theatre Trio: 360 derece ses haritalama ile ev sineması deneyimi

Sony, 360 Spatial Sound Mapping teknolojisi ve kablosuz hoparlörlerle donatılan BRAVIA Theatre Trio ev sinema sistemini duyurdu. Sistem, Dolby Atmos ve DTS:X desteği sunuyor.

Biznab Editör
·
Sony BRAVIA Theatre Trio: 360 derece ses haritalama ile ev sineması deneyimi

Sony, ev sineması deneyimini bir üst seviyeye taşıyan BRAVIA Theatre Trio modelini tanıttı. Yeni sistem, 360 Spatial Sound Mapping teknolojisi sayesinde kullanıcılara üç boyutlu bir ses sahnesi sunmayı hedefliyor. Kablosuz hoparlörlerle gelen bu yapı, kurulum kolaylığı ve esneklik sağlıyor.

BRAVIA Theatre Trio, Dolby Atmos ve DTS:X formatlarını destekliyor. Bu sayede filmlerde ve oyunlarda sesin yönü ve derinliği daha gerçekçi bir şekilde hissedilebiliyor. Sony'nin geliştirdiği 360 Spatial Sound Mapping, hoparlörlerin konumunu algılayarak sesi sanal olarak odanın her noktasına yayıyor.

Sistem, ana bir soundbar ve iki adet kablosuz arka hoparlörden oluşuyor. Arka hoparlörler, kablosuz bağlantı sayesinde herhangi bir kablo karmaşası olmadan kolayca yerleştirilebiliyor. Sony, bu hoparlörlerin odanın akustiğine göre otomatik kalibrasyon yapabildiğini belirtiyor.

BRAVIA Theatre Trio, Sony'nin BRAVIA serisi televizyonlarla uyumlu çalışacak şekilde tasarlanmış. Televizyonun hoparlörlerini de kullanarak daha geniş bir ses alanı oluşturabiliyor. Ayrıca, sistem HDMI eARC bağlantısı üzerinden yüksek kaliteli ses aktarımına izin veriyor.

Sony'nin yeni sistemi, 360 Spatial Sound Mapping ile sesi dinleyicinin etrafında sanal hoparlörler oluşturarak konumlandırıyor. Bu teknoloji, fiziksel hoparlör sayısını artırmadan daha sarmal bir deneyim vaat ediyor. Kullanıcılar, sesin yukarıdan, yandan ve arkadan geliyormuş gibi hissetmesini sağlayan bu yöntemle film izleme keyfini artırabilecek.

BRAVIA Theatre Trio'nun fiyatı ve çıkış tarihi henüz açıklanmadı. Ancak Sony, sistemin 2024 yılı içinde belirli pazarlarda satışa sunulacağını duyurdu. Şirket, önümüzdeki aylarda daha fazla detayı paylaşmayı planlıyor.

Sony, BRAVIA Theatre Trio ile ev sineması pazarında rekabetçi bir konum elde etmeyi hedefliyor. Sistem, özellikle kablosuz kurulum ve 360 derece ses teknolojisiyle dikkat çekiyor. Kullanıcılar, bu sistemle sinema salonu kalitesinde bir ses deneyimini evlerinde yaşayabilecek.

Space Hero X
Space Hero X
Sonraki Haber

Güvercinlerin Manyetik Alan Algısı: Karaciğerdeki Demir Yüklü Hücrelerin Rolü

Bilim insanları, güvercinlerin Dünya'nın manyetik alanını algılamasında karaciğerlerindeki demir yüklü bağışıklık hücrelerinin rol oynadığını keşfetti. Science dergisinde yayımlanan çalışma, bu hücrelerin manyetik bilgiyi beyne ilettiğini öne sürüyor.

Biznab Editör
·
Güvercinlerin Manyetik Alan Algısı: Karaciğerdeki Demir Yüklü Hücrelerin Rolü

Göçmen kuşların ve evcil güvercinlerin, özellikle gece veya bulutlu havalarda görsel ipuçlarının yetersiz olduğu durumlarda Dünya'nın manyetik alanını algılayarak yön bulduğu uzun süredir biliniyor. Ancak bu manyetik algının vücudun hangi bölgesinde gerçekleştiği ve hangi mekanizmayla işlediği bilim dünyasında yoğun tartışmalara konu oluyor. Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, evcil güvercinlerin karaciğerlerinde bulunan demir açısından zengin bağışıklık hücrelerinin manyetik alanları algılamalarına yardımcı olduğunu ve bu bilgiyi beyne ilettiğini ortaya koyuyor.

Kuşların Dünya'nın manyetik alanını nasıl algıladığına dair üç temel hipotez bulunuyor. Bunlardan ilki, pusula benzeri bir mekanizma: Dünya'nın manyetik alanı, kuşun üst gagasındaki manyetik parçacıklara etki ederek kafatasındaki büyük bir sinir aracılığıyla yön bilgisi iletiyor. İkinci hipotez, biyolojik bir süreç: Voltaja duyarlı hücresel iyon kanalları sayesinde kuşlar manyetik alandaki değişiklikleri algılayabiliyor. Üçüncü hipotez ise retinal pigmentler üzerindeki fiziksel etkilerle kuşların fotonları algılayıp beyne sinyal göndermesi, ancak bu mekanizma yalnızca ışık varlığında işe yarıyor. Hiçbiri hayvanların manyetik alanı nasıl algıladığını tam olarak açıklayamıyor.

Araştırmanın ortak yazarlarından Bonn Üniversitesi ve Bonn Üniversite Hastanesi'nden Clivia Lisowski, karaciğer ve dalağın manyetik özelliklere sahip olduğuna dair ipuçları bulunduğunu belirtiyor. Bunun nedeni, bu organların kırmızı kan hücrelerini parçalayarak vücutta büyük miktarda demir depolaması. Lisowski, 2015 yılında yayımlanan bir makaleye atıfta bulunarak, farelerin ve insanların dalaklarındaki kırmızı pulpa makrofajlarının doğal olarak süperparamanyetik olduğunu ve bu nedenle manyetik alanlara daha duyarlı olduğunu ifade ediyor. Ancak bu özelliklerin herhangi bir manyetik algılama mekanizmasında rol oynayıp oynamadığı daha önce net değildi.

Yeni çalışma, güvercinlerin karaciğerinde bulunan bu demir yüklü bağışıklık hücrelerinin manyetik alan değişikliklerine tepki verdiğini ve bu sinyallerin beyne iletildiğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu hücrelerin manyetik alanı algılamak için bir tür biyolojik pusula görevi gördüğünü düşünüyor. Çalışma, manyetik algının mekanizmasına dair önemli bir adım olsa da, kesin işleyişin tam olarak anlaşılması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.

Bilim insanları, bu keşfin yalnızca kuşların yön bulma yeteneklerini anlamakla kalmayıp, aynı zamanda diğer hayvanlarda manyetik algının evrimsel kökenlerine ışık tutabileceğini belirtiyor. Ayrıca, insanlarda da benzer mekanizmaların olup olmadığı merak konusu. Araştırma, manyetik alan algısının biyolojik temellerine dair yeni bir pencere açıyor.

Çalışma, Science dergisinde yayımlanmış olup, manyetik algı konusundaki tartışmalara yeni bir boyut kazandırıyor. Araştırmacılar, bulgularının manyetik alan algısının evrimsel ve fizyolojik temellerini anlamada önemli bir adım olduğunu vurguluyor. Gelecekteki çalışmalar, bu hücrelerin manyetik alanı nasıl algıladığı ve sinyali beyne nasıl ilettiği konusunda daha detaylı bilgi sağlayabilir.

Benzer Haberler